Mert

İnsan acısı taze olduğunda yaşamak değil de gizlemek ister çünkü korkar etrafından. Acımızı saklamak isterken uzaklaşırız aslında. Önce duygularımızdan sonra bedenimizden daha sonra etraftan ve yavaşça hayattan, hayatımızdan. Kayboluş acımasız ve savunmasızdır. Bir bedenin göz göre göre çürümesi fakat sinyal verememesidir. Bir el çekip alsın istersin, seni bu dipten aydınlığa çıkarsın, üzüntünü, kederini hatta yaşıyorum derken nefesini kesen düşüncelerini bir çırpıda yok etsin istersin fakat olmaz. Ya da oldu sanarsın, oldurdum dersin bu sefer de hayat yalancı yüzünü gösterir. Yok olursun. Bedenin ağırlaşır, gözlerin etrafında çizgiler oluşturur, zihnin yavaşça hayatını ele geçirir ve yok olursun. Zamanla asıl yalanı ortaya sen çıkartırsın yok ola ola için ağlaya ağlaya bir gülümseme saçarsın etrafa. Var oluşunu anlamlandırmaya çalısan yalandan acı bir gülümseme..
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dış görünüş çoğu kez yansıtmaz içinin ne olduğunu. Oysa dünya hâlâ süslerle avunup aldanıyor.
eski sayfalarıma baktığımda, kötülükten söz ettiğimi görüyorum. küçük, ezilmiş ve ruhsuz kötülüklerden birkaç parçası kayıp, birazı kaçmış çoğu kısmı rüzgarlarla savrularak geçti hayat denen deniz metaforumun ve benim gemimi öyle sağlam yapmışlardı ki ne dalgalar, ne buzdağları ezebilmişti bundan, öylesine deliklerle gittiğimi görmüştüm ne batabilmiştim, ne de ayaktaydım tamamen dışımda sayılamayacak kadar suyla mücadele ederken, ben içime kadar girmiş damlalarla batabilmiştim o dönemler kötülük, bu gemiye saldıran korsanlardı tabii kafamda, birlik ve beraberlik kavramları vardı siren sesleri, uçan kuşlar, kapanan gözbebekleri allı pullu bebek elbiseleri ve uzun kovalamacalar gibi büyüdüm, düşmanın top atan değil, topu tutar gibi yapan olduğunu öğrendim her batan gemimin sebebinin, tayfamın işgüzarlığı olduğunu kavradım. her zaman içimizdeydi düşman, her zaman yarabandının altında dururdu yara dışarıdan sağlam, akıntısız dururdu her şey içi koca delikler, büyük kanamalar taşırken
Hemingway’in şöyle bir sözü var; “Neye inanırsan inan, seni mutlu etmiyorsa yanlıştır.” Charles Bukowski, Çanlar Kimse İçin Çalmıyor