Dünya birbirini arayan ruhlarla dolu. İki satır konuşabileceğimiz, gülüşün ve hüznün kıvrımlarında birlikte kaybolacağımız sahici insana susamış durumdayız. Göğe aynı aşkla bakabileceğimiz, etten ve kemikten olduğu kadar acıdan ve gerçekten yapılma soylu ruh arkadaşları. Onunla yürürken ve ona yürürken kaybolmaktan korkmadığımız, kalplerini kendimize pusula bellediğimiz, maceramızı yüzlerinde seyrettiğimiz, hayatlarını birbirimize tanık kıldığımız dostlar. Şu kalabalık dünyada ancak birbirimize iltica etmekle serinlediğimiz yol ehli.
Ne çok yorduk kendimizi. Karpuz kabuğundan gemiler yapıp açık denizlerde boğulacak kadar. Kurumuş dünyamıza yağmurlar arayıp fırtınalarda savruldu tozlarımız. Yakıştırdıkları hayatlarında biçimlerimizi kaybettik. Sevgiyi yanlış anlayan, sahiplenme meraklısı insanların kafeslerinde nefessiz kaldık. Ne çok kurgulandı ve hiç uymadı buna yaşam. Karşımızda devasa gücüyle duran her dert, gün geldi ufalanıp ayak uçlarımıza birikti. Bize yapılan gibi bizlerde toprak misali hissetmeden ezdik geçtik bir çok şeyi. Ne gün ağardı gecelerin sonunda ne de bir kuzgun çatımızda. Her gün yaşadığımız şey, eriyen ve dağılan bulduğumuzu zannettiğimiz anlam. Kayboldu ve asla var olmadı.
çok kez değişebilir bir çocuk,
gözlerinin önünde çok kez ağlayabilir
kimseden habersiz, sessiz.
hele ki bir de sokakları evi bellediyse
çok kez kaybolabilir bir çocuk,
mahcubiyetini yırtık dizlerine saklayabilir
evdekilerden gizli, dalgın
hele ki bir de güneş ve ayı saatleri bellediyse
hiç düşünür müsün o mendili satmak için
kaç soru sorar çocuk kendine?
kaç defa vazgeçer, yalvarmaktan o yaşında
kaçıncı ağlayışıdır bu hayatta?
çok kez karnını doyurabilir bir çocuk,
çok kez yemek yiyebilir
bilmem düşünür müsün hiç,
kaç lokması sıcak geçer boğazından?
akan burnunu silmek için
alabilir mi sattığı mendilden birini?
kendine yeter mi parası?
kaça kadar öğrenir saymayı?
büyüdüm, geçti hepsi
geçti, çok değiştim
her şeyim gitti, yenileri geldi
bir bakışlarım kaldı bende
bir bakışlarım,
silinmedi gittiler mendillerle.
Gerçekten bize ait olan,er veya geç bizim olur.Bu yüzden senindi benimdi cinsinden bütün hasisçe kaygılar değersizdir.Yapmamız gereken yolumuza devam etmektir;bize ait olan birlikte gelir,bizimle beraber yürümeyeninse,bizi durdurmasına izin vermemeliyiz.