Şimdi felsefeyi bırakalım! Hayat önümde, ben de ona bir an önce sahip olmak için acele ediyorum. Ümit, onur, sevgi ve masum hırs benim rehberlerim, ayrıca ruhum korku nedir bilmiyor. Şimdiye kadar olanlar, hoş da olsa, geçmişte kaldı, şimdi, yalnızca değişmek üzere olduğu için güzel, başlamak üzere olanın ise hepsi benim. Kalbim hızla attığına göre korkuyor muyum? Hayır, büyük beklentiler kanımın kabarmasına neden oluyor. Sanki gözlerim zamanın puslu gece yarısını delip geçecek ve onun karanlık derinliklerinde olanları seçecek, ruhumun tüm isteklerinin gerçekleştiğini orada görecek.
Sevgiye özleyişin katılması içindi Adem'in dünyaya gönderilişi. Sevmeyi çeşitlendirmek, zenginleştirmek bakımındandı. Ayrılık, gurbet duygusu, sıla özlemi, buluşma, kavuşma sevinci gibi duygu ve duyarlık ateşleyicisi bir demet sunulsun diye Adem'in ruhuna bu göç ve bu sürgün bağışlandı.
Havva ilkin bir yankı, bir gölge gibi idi. Varlığını Adem'e borçluydu. Bu yüzden bir diyalog kurulamıyor, bir eser ortaya çıkmıyordu. Ağaç vardı, ağacın hülyası vardı. Ama çiçek ve meyve yoktu. Ya da çiçek açmıştı ağaç ama bir türlü çiçek meyveye dönüşmüyordu. Çünkü: Mevsim hep aynı kalıyordu, değişmiyordu. Meyvenin ortaya çıkması için mevsimin değişmesi lazımdı.
Ah! Düşüşsüz insan! Benden övgü bekleme.
Düşüşün tadını almayan insan! Senin, yücelerin serinliğinden, arılığından ne haberin vardır? Ruh gecesinin yedi katlı karanlığına batmamış yürek! Sana ışıklar ve aydınlıklar ne der?