Tekrarlı olarak aynı şeylerden bahsediyor,dili yavan ve ana karakter cinayet işlemeye giden birini bir dilim kek sayesinde vazgeçirebileceğine inanıyor.Tamamen zaman kaybı.
Kitabın konusuna,açıklamasına,yorumlarına vs. bakınca beklentim çok büyüdüğü için midir,bilmem fakat abartıldığı kadar iyi bir kitap olduğunu düşünmüyorum.Kitap akıcı olsa da çok yavaş bir anlatımı vardı ve konuya çok geç giriliyordu.Dördüncü bölüme(165.sayfa) kadar kitap -arada verilen ve sadece sonunu okuyunca farkedebileceğiniz küçüm ayrıntılar dışında- basit bir gençlik içeriyordu.Dördündü bölüm de yine çok yavaş geçti ve uzatıldı ki bu kitapta oldukça satır atladım,sonu gelsin diye hızlı hızlı okudum.Malesef yalnızca finali beğendim.
Başından sonuna kadar kendini sıkılmadan okutturan,durağan olmayan bir kitaptı.Buna hem yazarın dilinin,hem de inceliğinin katkısı bulunuyor tabi.Ters köşelerini sadece kitabın sonunda değil her yerinde bulundurdu.Okunabilir.7/10
Finlandiya'nın Rusya ile birleşmesi ve bunun ardından Finlerin kendi iç işlerinde daha fazla yetkiye olmasıyla gelişimini anlatıyor.Bu gelişimde Snelman'ın ve kitapta geçen diğer Aydın insanların adlarını bol bol duyuyoruz.Kitaptaki ana fikir ise "Halk mı kahramanı yetiştirir yoksa Kahraman mı halka yolunu gösterir?" oluyor.
Ülkenin gelişimi eğitimden geçiyor düşüncesi aktarıldı ve zaten her bölümde eğitimin ve gelişimin üzerinden sık sık duruldu.İnsanların birbirini eğitmesi gerektiği füşüncesi işlendi.
"Bu insanları terbiye etmek,yetiştirmek ve daha kadim olan medeni milletlerin arasına sokmak sizin vazifenizdir.Unutmayın ki bu halk cahil,kaba ise,içkiye düşkünse ; hastalık ve yoksullukla uğraşıyorsa bunların hepsi sizin kendi ayıbınız ve kabahatinizdir."
Ülkedeki güçlü kesimin,güçsüz kesime yaptığı haksızlıklardan, memurlarının ilgisizliğinden,insanların umursamazlığından bahsediliyor.
Ayrıca kitapta askerlere olan bakış açısından söz ediliyor. "Kışla" kelimesinin hakaretlerden,övgülere yolculuğu anlatılıyor.Kışla erlerin birer insan olarak eğitildiği bir yer olarak görülüyor.
Ülkedeki gençlerin Avrupa hayatına özenip,kendilerini futbola kaptırmaları,yalnızca macera romanları okuyup,kendilerini gelistirmemeleri Snelman şu sözleri söylüyor ;
"Sağlam ruh,sağlam vücutta bulunur."
Bilinen aksine bu söz ne Snelman'a,ne de Atatürk'e ait değildir.Romalı bir şair tarafından söylenmiştir.
Kitap Atatürk'ün de önerdiği bir kitap aynı zamanda. Okunmaya değer ve okunmalı.
Güzellik algılarının ırk'a dayalı olmasını ve Avrupalı insanların bu kadar güzel,özenilesi bulunurken diğer ülkelerin insanlarının hep içten içe aşağılanması,daha çocuk yaşlarda insanda bıraktığı etkilerin işlendiği bir kitaptı.Irkçılık,güzellik algıları,aile içi şiddet konusunda kesinlikle önerebileceğim bir kitap.
Kitaptaki bazı siyahi karakterlerin kendilerini değiştirmeye çalışması,kendilerinden nefret etmeye başlaması,siyahi olduğu halde bir başka siyahiye bu sebepten zorbalık etmesi ve hatta kendilerini "hristiyan iyi siyahiler" olarak gruplandırmaları da insanların kendilerine karşı yaptığı ırkçılığa iyi bir örnekti.
İnsanların burada da istismara uğrayan bireye "Niye karşı çıkmaya çalışmamış?" ya da "Çocuğun da suçu var." gibi ithamlarda bulunması gibi kitapta geçen her sayfada bütün toplumlarda bulunan bir sürü soruna rastladık.Cinsiyetçilik, ırkçılık,pedofili,güzellik algıları,fakirlik gibi bir çok sorunu bir arada toplayan ve insana sunan bir kitaptı.
Düşününce,hangimiz o sarışın,zayıf bebeği elimize almadık,aynanın karşısında durup kendimizde sorunlar aramadık?