Öncelikle şunu belirteyim ki eğer entelektüel açıdan zengin, derinlikli, dönemin Rusya'sı, kırsal yaşam dinamikleri, toplumun yapısı hakkında bir inceleme arıyorsanız bu inceleme sizi tatmin etmez hatta biraz yüzeysel bulabilirsiniz. Daha çok karakterlere eleştri niteliğinde bir inceleme yazmayı planlıyorum. Rus Klasikleriyle pek alakam yoktur. Ama bir yerden başlamak istiyordum. Anna Karenina ile de filmi sayesinde tanışmış oldum. Film yüzeysel olmasına ve önemli pek çok detayı içinde barındırmamasına rağmen kitaba dair bir ilgi uyandırdı. Karakterleri daha yakından tanımak ve iç dünyalarında olan biteni görebilmek için kitabı okumaya karar verdim. Özellikle Anna, Vronski ve Alexey Androviç arasındaki aşk üçgeni diğer karakterler ve yaşantılarından daha fazla ilgimi çekti bu sebeple 300.sayfadan sonra sadece Anna, Vronski ve Alexey'in içinde bulunduğu bölümleri okudum. (Bu konuda eleştri kabul etmiyorum çünkü kültürlenmek için değil keyif için okuyorum bunun yanında kültürel bir katkısı olursa tadından yenmez orası ayrı.)
Kitabın içeriğine gelecek olursak, sıkıcı değildi ama yinede yavaş ilerledi benim için. Sayfalar bitmedi bir türlü. Anna'nın gelgitleri, belirsizliklere karşı takındığı tutumlar, İkilemleri, kararsızlıkları, düşünce dünyası beni hem çok bunalttı hemde çok empati yaptırdı. İçimizden biri ama daha iyi anlaşılsın diye bir tık abartılmış hali gibiydi. Vronski'nin Anna'yı evde bırakıp kendisinin günlerce sokaklarda gezmesi cidden hiç hoş değil. Kadın sana olan aşkı için itibarından, sosyetedeki konumundan, evladından vazgeçiyor. Çevresinde görüşebileceği doğru düzgün kimse kalmıyor, herkes, kadına sırt dönüyor sırf seni seçtiği için. Ama sen kadını bi türlü hoş edemiyosun. Ha, Anna'nın da haksız tarafları yok mu? Var ama o takıntılı düşünceleri gidermek,