Fakat sahne dekorunu hoşa gidecek bir şekilde değiştirsem bile bu dünyada hoşa gidecek bir ölüm diye bir şey var mı ki? Böyle düşününce nihayetinde bizim yaşadığımız dünyanın kendisi de, devasa bir model evden farksız değil mi? Girer, oturur, çay içip pencerenin dışarısındaki manzarayı izler, zamanı gelince teşekkür ederek çıkıp gideriz. Oradaki tüm mobilyalar, kandırmacadan başka bir şey değil. Pencereden görünen ay bile kağıttan yapılmış sahte bir şey olabilir.
Zaman hızla geçip gider, şanslar yitirilir. Fakat para olursa bununla zamanı satın almak mümkündür. Satın almak istedikten sonra özgürlük bile satın alınabilir. Zaman ve özgürlük. Bunlar, insanoğlu için parayla satın alınabilen en önemli şeylerdir.
Bir sözcük bulabilmek için didinip durdum, içinde bulunduğum karanlığı betimleyebilmek için yeterince siyah olmalıydı bu sözcük, öylesine korkunç siyah olmalıydı ki ağzımdan çıkarken dudaklarımı karartmalıydı.
Herhangi bir kalem için bunca yolu tepmek aklımın ucundan bile geçmezdi, ama bu başka bir konu çok özel bir nedeni var. Şu sıradan görünüşlü kalem, beni bugün olduğum kişi yaptı. Bir bakıma beni yaşamımdaki bu yere taşıdı.