O’nun işi senin hakkındadır, çünkü o iş senin için mevcuttur, Allah için değil, çünkü Allah’ın öyle bir işe ihtiyacı yoktur. O bundan münezzehtir. Üzerinde kendisinin olmadığı hiçbir şey O’na yaratıkları tarafından iade edilemez. O ne yaratırsa, senin için yaratır.
Öyleyse sen de bu durum karşısında O’na karşılık ver. Kendi payına sen de
O’nunla ilgilen. Nasıl ki Rabb’in senin için her an bir iş yapıyorsa sen de her gün, her an Rabb’in için bir iş yap. Kaldı ki “Rabb’in seni ancak kendisine ibadet edesin, O’na kul olasın diye yaratmıştır. Ayrıca sen kendin sadece O’nunla gerçekleştiresin ve O’ndan başkasıyla ilgilenmeyesin diye yaratmıştır.
Bu şu demek; aşk korkulacak ve uzakta tutulacak bir şey değil.
Aşk, yüreğini tamamlayacak kişiyi bulabilmektir. Aşk seni hayal bile edemeyeceğin kadar iyi bir insan haline getirebilecek kişiyi bulabilmektir. Aşk, eşinin gözlerinin içine bakıp şimdiye kadar tanıdığın en mükemmel kişinin o olduğunu
iliklerine kadar hissetmektir."
En derin korkularını bile görmesi mesele değildi, çünkü Kate'in onu eleştirmeden, kıyaslamadan, olduğu gibi sevdiğini biliyordu. Bu muhteşem bir özgürlük hissi veriyordu Anthony'ye.
Her bir dakikanı ömrünün son anıymış gibi yaşamalısın. Ve her gününü hiç ölmeyecek gibi
geçirmelisin. Babam hastalandığında bir sürü pişmanlığı vardı. Yapmak isteyip de yapamadığı yüzlerce şey olduğunu anlattı bana. Hep daha fazla zamanı olduğunu zannetmişti. Şu
yaşımda flüt dersleri almaya neden karar verdiğimi anladın mı şimdi? Ders almaya çocuk yaşta başlamış olmam gerekirdi aslında.
Ancak gerçek mesele bu değildi işte. Gerçek olana ihtiyacım yoktu. Tek ihtiyacım olan eğlenceydi. Ve bir de denediğimi
bilmekti elbette."
Eğer dikkat etmezse Kate'e zarar verebilirdi.
Karısının teninde tek bir çizik bile görmeye katlanamazdı, zaten yeterince hırpalanmıştı. Daha fazlasına gerek yoktu.