Bu kitap bana göre Dikenlerin Büyüsü’nden daha iyiydi. Belki yazarın tarzına alıştığımız için bilmiyorum ama çok akıcıydı ve bir şekilde hikayeye kapıldım
Kitabın masalsı bir havası vardı. Sanki kitap okumuyorum da biri ateş başında bana saatlerce bir miti, dilden dile gelmiş bir masalı anlatıyordu. Bir varmış bir yokmuş, uzak diyarların birinde periler ve insanlar bir arada yaşarmış…
Fantastik serilerdeki gibi her detay verilsin, evren detaylandırılsın, tüm ipuçları birbirine bağlansın, karakter gelişimleri olsun ve hisler zamanla gelişsin beklentisiyle kitaba başlamazsanız daha iyi olur. Ravens, mistik bir hava içerisinde karakterlerin ana kapıldığı, hızlı duygu geçişlerinin olduğu bir kitaptı. Bu yönleriyle bana doğu fantastiklerini anımsattı.
Ben kitabı keyifle okudum. Tek kitaplık bir fantastikte hele de ilk 20-30 sayfada yazarın verdiği hisleri anlayınca beklentimi tamamen değiştirdim. Okudukça zeki Isobel ile acılı ve yalnız prens Rook’a alıştım ve hikayenin içine daha da girdim.
Detaylı ve uzun soluklu fantastik seriler okumayı daha çok seviyorum ama Ravens’i severek okudum. Kitaba başlamadan önce ne bekleyeceğini bilmek önemli. İçerisinde yetişkin içerik yoktu.