James A. Robinson ve Daron Acemoğlu, Toplum- Devlet ilişkisinin nasıl olması gerektiğini, terazinin dengesi ne tarafa olursa olsun şaşması durumunda olacakları, tezler öne sürerek ayrıntılı olarak anlatmışlar. Eser birbiriyle ilişkili olan birçok konu hakkında ayrıntılı bilgi içerdiğinden inceleme yazmakta hayli zor. Fakat kısaca şunları söyleyebilirim ki, esere konu olan kavramlar eğitim sistemimizin hiçbir döneminde hakkıyla anlatılmamış ve önemi vurgulanmamış. (Bireyin temel hakları, düşünce/ifade özgürlükleri, vs.) Bu kavramların birey tarafından kullanılabilmesi için gereken toplumsal güç ve devletin bu güç karşısında ne zayıf ne de güçlü olması. Kitabın özünde yatan işte tam bu “denge”. Yazarlar bu dengeye Prangalanmış Leviathan demişler. (bkz: Leviathan=devlet) Toplumun ve devletin sürekli bir denge içinde güçlerinin sürdürülmesi gerektiğini anlatmaya çalışarak bunun ancak toplumun hareketliliği ile mümkün olabileceğini belirtmişler. Devletin ve seçkinlerin prangalanmadığı durumda ise Despotik Leviathan'ın ortaya çıktığını; toplumun hak, özgürlük ve temel haklarından mahrum kalmakla karşı karşıya kalabileceği geçeğini okura hatırlatmışlar. Leviathan'ın son ayağı ise Namevcut Leviathan -ki bu devletin olmadığı ve kargaşanın, adaletsizliğin ve birçok noktanın eksik kaldığı durumdur…
Yazarların öne sürdükleri tezlerin sonucu olarak Prangalanmış Leviathan arzusunda olan toplum, bunun kimse tarafından altın tepside sunulmayacağını bilemeli uyanık, hareketli, istekli olmalıdır. Kitabı okuduğumda şunu anladım ki Türkiye asla Prangalanmış Leviathan sahibi bir toplum olamayacak. Zira kitapta da Türkiye için ayırdıkları birkaç sayfalık “Zenci Türk Beyaz Türk” başlıklı bölümün sonunda dediği gibi “Türkiye koridora girme fırsatını kaçırdı.” Ancak zor da olsa toplumun