Karargâhla siper arasındaki derin uçurumu bu kadar yakından sezmemiştim. Nişan ve madalyalarımdan ikisini göğsüm süslü olmak için, birini operada nefis bir oyun seyrettiğim için, birini Hamburg belediyesinin ziyafetinde bulunduğum için, bir başkasını Baden-Baden kasabasında bir imparator yüzü gördüğüm için almıştım.
Bu iptizalden sonra, tanıdığım bazı subaylar arasında kırmızı, beyaz şeritlerini koparıp atanlar ve madalya taşımamak için yemin edenlere sık sık rast gelmişimdir.
Emir taraflarının hem İngilizler, hem şerifler hem de Osmanlılarla hoş geçinmekten, neticede kim kazanırsa onun hissesinden mahrum kalmamaktan başka tasaları yoktu. Kervan kervan silahlarımızın ve çıkın çıkın altınlarımızın çölden getirdiği ses, duadan, vaatten ve mazeretten ibaretti.
İfratlar bırakılırsa, bürokrasiye karşı her türlü şiddet benim hoşuma gider. Bürokrasi bilhassa bizde tembelliği, kararsızlığı, kötü niyeti, bilgisizliği meşrulaştırmak demek olmuştur.
Almanlar harpten sonra imparatorluğu sömürgeleştirmeyi düşündükleri için en kuvvetli kimseleri yedek subay olarak aramıza göndermişlerdi. Öyle sanıyordum ki, Anadolu ve Suriye için en iyi incelemeler bu Almanlar tarafından yapılmıştır.