Gerçek olan devlet değil, halktır.
Bir ülkeyi ayakta tutan şey nedir? Yasalar mı, yöneticiler mi, yoksa bütün bunlardan önce halkın kendisi mi? Karl Marx, bu soruya oldukça net bir cevap verir: Devleti yaratan halktır; halkı yaratan devlet değil. Bu düşünceyi geliştirirken Marx, Georg Wilhelm Friedrich Hegel ile hesaplaşır. Hegel, devleti insan özgürlüğünün en yüksek örgütlenmesi olarak görmeye eğilimliyken, Marx bunun tehlikeli bir sonuca yol açabileceğini düşünür. Çünkü bir halk, kendi iradesini bütünüyle bir hükümdara, bir yönetime ya da bir devlet aygıtına teslim ettiğinde, giderek kendi gücünü kaybetmeye başlar. Yurttaşlar aktif özne olmaktan çıkar, yönlendirilen bir kalabalığa dönüşür. Marx’ın itirazı tam burada yükselir: Gerçek olan devlet değil, halktır. Devlet, insanların kurduğu bir araçtır; kendi başına yaşayan kutsal bir varlık değildir. Ona anlam veren de, güç veren de, var eden de insanlardır. Bu nedenle Marx, siyasal düzenin merkezine devleti değil insanı yerleştirir. Ona göre yasalar gökten inmez, tarihin dışında oluşmaz. Tam tersine, onları insanlar yapar; insanlar değiştikçe yasalar da değişir.
1000Kitap
Dünyayı Adem&Havvaya sürgün yeri kılan da aşk Wilhelm
1000Kitap
Gönderi kullanım dışı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sadece geçmişi bilen bir geleceğe sahip olur! Wilhelm von Humboldt
Tarih
Yıldızlara Soru 1901 tarihli Ressam Karl Wilhelm Diefenbach
Ressam "Yaşam reformu" (Lebensreform) hareketinin öncülerinden biri olarak çıplaklığı, vejetaryenliği savunuyordu. Almanya'da 1888'de başlayan çıplaklar davasında sanık olur.Üzerinde bir bez parçası ile sokaklarda yürüdüğü için epey sorunla karşılaşır, sonraları Capri'ye gider orada kapalı bir topluluk kurar. Çıplak kadın figürü, bir kayanın üzerinde ya da bir bulutun tepesinde, evrenin merkezinde gibi. Sırtının izleyiciye dönük olması, onun kişisel bir kimlikten ziyade "insan ruhunu" temsil ettiğini simgeler. Bakışları yukarıya, yıldızlara yönelmiştir; bu bir arayış göstergesidir.
Sanat
İnsan tuhaftır: Dik durması gereken yerde el etek öper; bağlılık göstermesi gereken yerde nankörlük eder.Sonunda, çaresizlik içinde yere yuvarlanmış olduğunu görür. Kendisine bir şeyler verenden çalan, kendisini soyana bir şeyler veren insanın akıbeti budur. Wilhelm Reich
Alıntı
Wilhelm Schmid Mutluluğun trajedisi, modern mutluluk kavramının insanları sistematik olarak mutsuzluğa sürüklemesindedir.
1000Kitap