persephone ˖❀

persephone ˖❀
@willgraham
𝐥𝐚 𝐟𝐚𝐦𝐢𝐥𝐢𝐚 𝐞𝐬 𝐭𝐨𝐝𝐨
10/10
·309 syf.·
2025 57. kitabı
“𝘞𝘦 𝘢𝘭𝘭 𝘱𝘳𝘦𝘵𝘦𝘯𝘥 𝘵𝘰 𝘣𝘦 𝘵𝘩𝘦 𝘩𝘦𝘳𝘰𝘦𝘴 𝘰𝘯 𝘵𝘩𝘦 𝘨𝘰𝘰𝘥 𝘴𝘪𝘥𝘦 𝘉𝘶𝘵 𝘸𝘩𝘢𝘵 𝘪𝘧 𝘸𝘦'𝘳𝘦 𝘵𝘩𝘦 𝘷𝘪𝘭𝘭𝘢𝘪𝘯𝘴 𝘰𝘯 𝘵𝘩𝘦 𝘰𝘵𝘩𝘦𝘳?” Selamlar ⋆˚✿˖° Bugün konusuna, yazım diline ve ters köşesine bayıldığım bir kitapla karşınızdayım. Konusundan biraz bahsedecek olursam: Başarılı bir ressam olan Alicia Berenson, bir gün evinde kocasının cesediyle beraber bulunur ve o günden sonra bir daha asla konuşmaz. Ancak adli psikoterapist Theo Faber, yıllardır konuşmayan Alicia'yı konuşturabileceğine inanır ve Alicia'nın da kaldığı The Grove'de çalışmaya başlar. En sevdiğim türde yazılan Sessiz Hasta, beni daha ilk sayfasından kendi dünyasına çeken, gerilimi iliklerime kadar hissettiğim bir kitaptı. Bazı okurlar ters köşesinin kolaya kaçmak olduğunu söylemişler fakat bence klasik bir ters köşe bile olsa yazım dilinden dolayı etkileyiciydi. Ayrıca Christian'ın Dr. West çıkmasını de beklemiyordum, o da ayrı bir sürpriz oldu. Theo ve Alicia. Aslında her ikisi de benzer geçmişe sahip iki farklı ruh. Theo, çocukluğunda babasının onda bıraktığı yaraların üstünü kapatamamış hatta tam tersine babasını kendi içinde yaşatmaya başlamış bir karakter. Kathy tarafından aldatıldığını öğrendiğinde ondan vazgeçmemeyi denemesi bile bunu bize gösteriyor çünkü eğer Kathy ile ayrılırsa babasını haklı çıkaracağını düşünüyor. “𝘒𝘢𝘣𝘶𝘭𝘭𝘦𝘯𝘮𝘦𝘴𝘪 𝘦𝘯 𝘻𝘰𝘳 ş𝘦𝘺𝘭𝘦𝘳𝘥𝘦𝘯 𝘣𝘪𝘳𝘪, 𝘦𝘯 ç𝘰𝘬 𝘪𝘩𝘵𝘪𝘺𝘢𝘤ı𝘮ı𝘻 𝘰𝘭𝘥𝘶ğ𝘶 𝘻𝘢𝘮𝘢𝘯 𝘴𝘦𝘷𝘪𝘭𝘮𝘦𝘮𝘪ş 𝘰𝘭𝘥𝘶ğ𝘶𝘮𝘶𝘻𝘥𝘶𝘳. 𝘚𝘦𝘷𝘪𝘭𝘮𝘦𝘮𝘪ş 𝘰𝘭𝘮𝘢𝘯ı𝘯 𝘢𝘤ı𝘴ı 𝘣𝘦𝘳𝘣𝘢𝘵 𝘣𝘪𝘳 𝘩𝘪𝘴𝘵𝘪𝘳.” “𝘉𝘪𝘳 𝘬𝘦𝘻 𝘬𝘢𝘺𝘣𝘦𝘥𝘪𝘭𝘦𝘯 𝘨ü𝘷𝘦𝘯𝘪 𝘣𝘪𝘳 𝘥𝘢𝘩𝘢 𝘬𝘢𝘻𝘢𝘯𝘮𝘢𝘬 𝘻𝘰𝘳𝘥𝘶𝘳…” Diğer bir yandan ise Alicia, kocasının abisi Max tarafından tacize uğruyor fakat Gabriel'in abisine olan sevgisinden dolayı da bunu Gabriel'e söyleyemiyor. “𝘠𝘢𝘯𝘭ış 𝘪𝘯𝘴𝘢𝘯𝘭𝘢 𝘰𝘭𝘢𝘤𝘢ğı𝘮𝘢 𝘺𝘢𝘭𝘯ı𝘻 𝘰𝘭𝘮𝘢𝘺ı 𝘵𝘦𝘳𝘤𝘪𝘩 𝘦𝘥𝘦𝘳𝘪𝘮.” Gabriel ve Kathy'den bahsetmiyorum bile ikisi de iğrenç insanlar. Kathy'den beklemiyordum diyemem ama
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,9bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
4/10
·301 syf.·
2025 58. kitabı
Selamlar ˚˖𓍢ִ໋❀ Bugün R. İdeli den okuduğum korku türündeki bir eserle karşınızdayım. Konusundan bahsedecek olursam: Yeliz Karacova, küçük yaşta annesini ve babasını kaybetmiş, halası ve eniştesi ile yaşayan ve yks sınavına hazırlanan bir kız. Bir gün evde elektriklerin gitmesiyle halası ve eniştesine sesleniyor ancak aşağı indiğinde onları hareketsiz bir şekilde otururken buluyor, bunu tuhaf bulup yukarı çıktığında ise halasından gelen mesajı görüyor. “𝘠𝘦𝘭𝘪𝘻 𝘣𝘪𝘻𝘪𝘮 𝘥ış𝘢𝘳𝘥𝘢 𝘣𝘪𝘳𝘢𝘻 𝘪ş𝘪𝘮𝘪𝘻 𝘷𝘢𝘳. 𝘠𝘢𝘳ı𝘮 𝘴𝘢𝘢𝘵𝘦 𝘬𝘢𝘥𝘢𝘳 𝘨𝘦𝘭𝘮𝘪ş 𝘰𝘭𝘶𝘳𝘶𝘻.” Yeliz evden kaçarak karşı komşusu Serhan'a sığınıyor ve ikilimiz bu şekilde tanışmış oluyorlar. Daha sonraki günlerde Yeliz'in yaşadığı bu olaylar daha da şiddetlenmeye başlıyor ve Yeliz delirdiğini düşünerek eniştesinin önerdiği Biyoenerji ve Aura uzmanı Ateş Kozağan'a gidiyor. Olaylar kısaca bu şekilde ilerliyor. “𝐁𝐚𝐳ı 𝐤â𝐛𝐮𝐬𝐥𝐚𝐫 𝐛𝐢𝐭𝐢𝐧𝐜𝐞 𝐛𝐚ş𝐥𝐚𝐦ış 𝐨𝐥𝐮𝐫𝐝𝐮.” R. İdeli den okuduğum ilk kitaptı ve büyük beklentilerle başlamıştım fakat hiç istediğim duyguları yaşayamadan kitap bitti. Olaylar çok fazla tekrarlamaya ve farklı karakterlerle sunulmaya başladı. Zaten kitabın çoğunda Yeliz'in olaylara ağlamasını ya da bağırmasını okuduk. Ayrıca olaylar da artık korku adı altındaki her eserde klasikleşmiş olaylardı, kitaplar filmler kadar insanı gerebilir demiyorum ama ben bu kitabı okumaya başladığımda beni fazlasıyla gereceğini umut ederek başlamıştım. Ters köşesine de mükemmel diyemeceğim çünkü kitapta inşa edilen atmosfer bir anda kenara itilmiş gibi hissettirdi. Ayrıca ben Şevval'in ihanet edenlerin içinde olmasına da bir anlam veremedim. Madem Şevval de bu oyunun içindeydi, o zaman neden Berra Yeliz'i gördüğünü söyledi? Serhan. Serhan'a bir kere bile inanmadım çünkü bir anda Yeliz'e bu kadar aşık olamaz. Sürekli yanında olmak istemesi, sürekli
Senin YüzündenR. İdeli · Artemis Yayınları · 2025481 okunma
10/10
·136 syf.·
2025 29. kitabı
"Kağıdımız yoktu. Kalemlerimizi de kaybetmiştik. Kamış yapraklarından örülmüş bir alış veriş sepetinin içinde yalnızca zar zor bulduğumuz neşter, cımbız, dikiş iğnesi, az miktarda dezenfektan ve bandaj malzemesi bulunuyordu. 𝑩ü𝒕ü𝒏 𝒃𝒖𝒏𝒍𝒂𝒓𝒂 𝒓𝒂ğ𝒎𝒆𝒏 𝒃𝒊𝒓 𝒃𝒆𝒚𝒏𝒆, 𝒈ö𝒛𝒍𝒆𝒓𝒆 𝒗𝒆 𝒆𝒍𝒍𝒆𝒓𝒆 𝒔𝒂𝒉𝒊𝒑𝒕𝒊𝒌. 𝑩𝒊𝒛𝒍𝒆𝒓 𝒃𝒖𝒏𝒍𝒂𝒓𝒍𝒂 𝒌𝒂𝒛𝒂𝒏𝒂𝒄𝒂𝒌𝒕ı𝒌." "𝑴𝒆𝒛𝒂𝒓𝒍𝒂𝒓ı 𝒔ü𝒔𝒍𝒆𝒚𝒆𝒄𝒆𝒌 ç𝒊ç𝒆𝒌𝒍𝒆𝒓𝒊𝒎𝒊𝒛 𝒚𝒐𝒌𝒕𝒖." 9 Ağustos 1945. Milyonlarca insanın hayatını kaybettiği, yıllarca sürecek tramvalara sebebiyet veren o olay. Takaşi Nagai, atom bombası düştüğünde bizzat kendisi de olmak üzere milyonlarca sivilin nasıl yaralandığı ve öldüğünü kendi dilinden bize anlatılmaktadır. "Gerçekten ülkeyi sömürüyorlar. Peki, savaş ulusa kazanç sağlayan bir iş mi?" "Zafer kazanılırsa faydası olur, değil mi?" "Ülkenin menfaati için başlatılan bir savaş adalet mücadelesi midir acaba?" "Öyleyse, Tanrı'nın nezdinde adaletsiz bir savaşta zafer olamaz." Alıntılarıyla olsun, karakterlerin psikolojik durumlarının mükemmel bir şekilde aktarılmasıyla olsun bu kitap beni derinden etkiledi. Kendi sevdiklerini kaybetmelerine rağmen onların yaslarını tutmak için vakit ayırmadan yardıma ihtiyacı olanlara yardım etmeleri, kendi yaralarıyla dahi iliglenmeden ordan oraya insanlara yardım etmek için koşturmaları...kitap her şeyiyle etkileyiciydi. Takaşi Nagai tarafından anlatılan, insanlığın en trajik olaylarından olan bu olay, savaşların kazanan ve kaybeden taraflar arasındaki acı verici farkını bizim yüzümüze bir kez daha vuruyor. "Gerçek savaş acımasızdır. Savaş edebiyatı sırtüstü uzanıp okurken güzel ve kahramanca gelir. Ben de bir kez savaşa katılmak istiyorum, diye merak edersin. Ancak işin gerçeği farklıdır. Nadiren gerçeklik tasvir edilince de sansür uygulanarak yayılması engellenir."
Nagasaki’nin ÇanlarıTakaşi Nagai · İthaki Yayınları · 20222,186 okunma
10/10
·440 syf.·
2025 19. kitabı
- spoilerlı inceleme (lütfen spoiler yemeden okuyun kitabı) - "𝐔𝐧𝐮𝐭𝐦𝐚, 𝐛𝐮 𝐲𝐚𝐥𝐧ı𝐳𝐜𝐚 𝐛𝐢𝐫 𝐨𝐲𝐮𝐧" "𝑯𝒐ş 𝒈𝒆𝒍𝒅𝒊𝒏𝒊𝒛, 𝒉𝒐ş 𝒈𝒆𝒍𝒅𝒊𝒏𝒊𝒛 𝑪𝒂𝒓𝒂𝒗𝒂𝒍'𝒂! 𝒀𝒆𝒓𝒚ü𝒛ü𝒏ü𝒏 𝒗𝒆 𝒅𝒆𝒏𝒊𝒛𝒍𝒆𝒓𝒊𝒏 𝒆𝒏 𝒎𝒖𝒉𝒕𝒆ş𝒆𝒎 ş𝒐𝒗𝒖𝒏𝒂! İç𝒆𝒓𝒊𝒅𝒆 ç𝒐ğ𝒖 𝒊𝒏𝒔𝒂𝒏ı𝒏 𝒃𝒊𝒓 ö𝒎ü𝒓 𝒈ö𝒓𝒅üğü𝒏𝒅𝒆𝒏 ç𝒐𝒌 𝒅𝒂𝒉𝒂 𝒇𝒂𝒛𝒍𝒂 𝒎𝒖𝒄𝒊𝒛𝒆𝒚𝒍𝒆 𝒌𝒂𝒓şı𝒍𝒂ş𝒂𝒄𝒂𝒌𝒔ı𝒏ı𝒛. 𝑺𝒊𝒉𝒓𝒊 𝒃𝒊𝒓 𝒇𝒊𝒏𝒄𝒂𝒏𝒅𝒂 𝒊ç𝒆𝒃𝒊𝒍𝒊𝒓, ş𝒊ş𝒆𝒍𝒆𝒏𝒎𝒊ş 𝒅üş𝒍𝒆𝒓 𝒂𝒍𝒂𝒃𝒊𝒍𝒊𝒓𝒔𝒊𝒏𝒊𝒛. 𝑨𝒏𝒄𝒂𝒌, 𝒅ü𝒏𝒚𝒂𝒎ı𝒛𝒂 𝒕𝒂𝒎 𝒂𝒏𝒍𝒂𝒎ı𝒚𝒍𝒂 𝒂𝒅ı𝒎 𝒂𝒕𝒎𝒂𝒅𝒂𝒏 ö𝒏𝒄𝒆, 𝒃𝒖𝒏𝒖𝒏 𝒕𝒂𝒎𝒂𝒎𝒆𝒏 𝒃𝒊𝒓 𝒐𝒚𝒖𝒏 𝒐𝒍𝒅𝒖ğ𝒖𝒏𝒖 𝒂𝒌𝒍ı𝒏ı𝒛𝒂 𝒌𝒂𝒛ı𝒎𝒂𝒍ı𝒔ı𝒏ı𝒛. 𝑩𝒖 𝒈𝒆ç𝒊𝒅𝒊𝒏 ö𝒕𝒆𝒔𝒊𝒏𝒅𝒆 𝒈𝒆𝒓ç𝒆𝒌𝒍𝒆ş𝒆𝒄𝒆𝒌𝒍𝒆𝒓 𝒔𝒊𝒛𝒊 𝒊𝒔𝒕𝒆𝒓 ü𝒓𝒌ü𝒕𝒔ü𝒏 𝒊𝒔𝒕𝒆𝒓 𝒉𝒆𝒚𝒆𝒄𝒂𝒏𝒍𝒂𝒏𝒅ı𝒓𝒔ı𝒏, 𝒉𝒊ç𝒃𝒊𝒓𝒊𝒏𝒊𝒏 𝒔𝒊𝒛𝒊 𝒂𝒍𝒅𝒂𝒕𝒎𝒂𝒔ı𝒏𝒂 𝒊𝒛𝒊𝒏 𝒗𝒆𝒓𝒎𝒆𝒚𝒊𝒏. 𝑯𝒆𝒑𝒔𝒊 𝒃𝒊𝒓 𝒈ö𝒔𝒕𝒆𝒓𝒊𝒅𝒆𝒏 𝒊𝒃𝒂𝒓𝒆𝒕 𝒐𝒍𝒔𝒂 𝒅𝒂 𝒔𝒊𝒛𝒊 𝒉𝒆𝒓 ş𝒆𝒚𝒊𝒏 𝒈𝒆𝒓ç𝒆𝒌 𝒐𝒍𝒅𝒖ğ𝒖𝒏𝒂 𝒊𝒏𝒂𝒏𝒅ı𝒓𝒎𝒂𝒚𝒂 𝒖ğ𝒓𝒂ş𝒂𝒄𝒂ğı𝒛. 𝑯𝒂𝒚𝒂𝒍 ü𝒛𝒆𝒓𝒊𝒏𝒆 𝒌𝒖𝒓𝒖𝒍𝒖 𝒃𝒊𝒓 𝒅ü𝒏𝒚𝒂 𝒃𝒖𝒓𝒂𝒔ı. 𝑩𝒖 𝒏𝒆𝒅𝒆𝒏𝒍𝒆, 𝒉𝒆𝒓 𝒏𝒆 𝒌𝒂𝒅𝒂𝒓 𝒂𝒚𝒂𝒌𝒍𝒂𝒓ı𝒏ı𝒛ı 𝒚𝒆𝒓𝒅𝒆𝒏 𝒌𝒆𝒔𝒎𝒆𝒌 𝒊𝒔𝒕𝒊𝒚𝒐𝒓𝒔𝒂𝒌 𝒅𝒂 𝒔𝒊𝒛 𝒔𝒊𝒛 𝒐𝒍𝒖𝒏, 𝒌𝒆𝒏𝒅𝒊𝒏𝒊𝒛𝒊 𝒇𝒂𝒛𝒍𝒂 𝒌𝒂𝒑𝒕ı𝒓𝒎𝒂𝒎𝒂𝒚𝒂 𝒅𝒊𝒌𝒌𝒂𝒕 𝒆𝒅𝒊𝒏. 𝑮𝒆𝒓ç𝒆𝒌𝒍𝒆ş𝒆𝒏 𝒅üş𝒍𝒆𝒓 𝒈ü𝒛𝒆𝒍 𝒐𝒍𝒂𝒃𝒊𝒍𝒊𝒓 𝒂𝒎𝒂 𝒌𝒊ş𝒊 𝒖𝒚𝒂𝒏𝒎𝒂𝒅ığı 𝒕𝒂𝒌𝒅𝒊𝒓𝒅𝒆 𝒐 𝒅üş, 𝒌â𝒃𝒖𝒔𝒂 𝒅𝒂 𝒅ö𝒏𝒆𝒃𝒊𝒍𝒊𝒓." Mektubu doğru anlamak yedi yıl sürdü. Scarlett Dragna yıllardır Caraval Ustası Legend'a mektuplar yazmaktadır fakat hiçbir zaman mektuplarına cevap gelmez, ta ki bir Kont ile nişanlanacağını belirttiği son mektubuna kadar. Kendisini bir anda oyunda bulan ve kardeşinin bu oyunun bir parçasını öğrenen Scarlett hem kardeşini bulmalı hem de nişan tarihinden bir gün önce evine dönmelidir. Kitap yorumum: Caraval benim favori kitaplarımdan birisi oldu özellikle de konusunun bilindik konulardan farklı olmasıyla beni etkiledi. Kitap boyunca Scarlett ile beraber neyin gerçek neyin yalan olabileceğini düşünüp durdum, onunla aynı yalanlara bende inandım, onunla beraber benim de kalbim kırıldı ve ben de ihanete uğradım. Kendimi ben bu durumda olsam kime inanırdım, ne yapardım diye sorgularken buldum. Olaylar başladıktan sonra kesinlikle içine çeken ve insanı beklemediği yerden vuran sahneler
CaravalStephanie Garber · Dex Kitap · 20232,483 okunma
1/10
Bu incelememde kitapla ilgili öznel düşüncelerimi yazacağım, spoiler var. Kitabın fazla abartıldığını düşünüyorum, yazarın emeğine saygı duyuyorum ancak bana hitap etmedi. İçinde kullanılan dil olsun (özellikle de günümüz kelimeleri), karakterlerin ergence diye tanımlayabileceğim davranışları olsun hiçbir şeyini sevmedim. Karakterleri daha derinlemesine tanıyamadan, hiçbiriyle bağ kuramadan hepsini öldü. Melodi'nin yaptığı davranışı yanlış bulanlar olduğu gibi onu haklı bulanlar da var ancak ben o konuda kararsızım. Beste karakteriyle ilgili pek de bir şey yazmayacağım çünkü kendisi ortaokullu gibi davranıyordu. Çok uzatmaya da gerek yok kısaca diyeceklerim bundan ibaret, konusu güzeldi ancak ne karakter yazımı ne de kullanılan dil hoşuma gitti
Yere Yakın Yıldızlara UzakEmine Tavuz · Epsilon Yayınevi · 201915,3bin okunma