Ya hayat sadece performanslar bütünüyse?
Çizgi romancılıktan besteciliğe çokça meziyeti olsa da yönetmenliği ile daha çok tanınan Alejandro Jodorowsky’nin sistematik bir hale getirdiği kökü Antik Yunan’a dayanan sanatla terapinin birbirine en yakın noktası olan Psikobüyü yönteminin anlatıldığı röportajlar bütünü. Ayrı zamanlarda farklı kişilerce kaydedilip yazıya dökülmüş bu kitapların tek bir kitapta basımını buluyoruz.
İlk kısım belirli tanımlar üzerinden (performans, şiirsel performans, tiyatral performans…) psikobüyü tanımına doğru hazırlıkla başlıyor. İlk sayfalardan itibaren kendi yaşadığın ya da gözlemlediğin olaylara farklı bir perspektif ve yorum katıyor. İncelemeye devam etmek için kendi psikobüyü tanımımı bu noktada yapmayı verimli buluyorum.
“Psikobüyü, yüzleşilmesi zor ve her geçen gün etkisi artan gerçek olayları rüya boyutuna indirgemektir. Olabilecek en zararsız yolu yeğlese de pis bir şeydir. Akla aykırı gelecek, süper egoyu bastıracak düzeyde performanslar içerir fakat sonunda yaşadığın deneyim ve rahatlama hissi performansın büyülü kısmıdır. Bazen annenin mezarına işemeyi bazen de yazdığın tüm kitapları yakmayı içerir. Yapacacağın performans genelde psikanalize dayanır ve çocuklukta yaşanan olaylar ve soyaçekim çok etkilidir.”
İç sesini bulma için en etkili araçlardan biri olan Psikobüyünün özgürleştirici gücünü hem mektuplarla hem de yaşadığı deneyimlerle anlatan Jodorowsky yavaş yavaş tedavinin başarısına ikna ediyor. Tarota, büyülere yani şamanist uygulamalara ön yargıyla bakan insanlara bir şey ifade etmese de mistik inancı yüksek kişilere güzel bir kaynak ve deneme metodu sunuyor.
Çoğu filmi okurken psikanalizle bağlantı kurulur. psikobüyü bilmekse özellikle Jodorowsky filmlerini okumak için ufuk açıyor. Psikobüyüyü içselleştirdikten sonra