Günün sonunda rahatsız edici şu gerçekliğin farkında olmalıyız. Sanal dünyadaki temsilimizi biraz şişiriyor ve kusursuzluk filtrelerinden geçiriyoruz. Oysa hayat, kusurlarla ve eksiklikler de hayattır.Diğer yandan; Facebook, Instagram ya da Google profilimizden gelen pozitif yorumlar ve beğenilerle kendimizi geliştiremez ve öz saygınlığımızı kazanamayız.Bu da bir tür Google bilgisi gibidir.Alır, kopyalar, yapıştırır ve unuturuz.Sosyal ağlarda kurduğumuz benliğimiz de bizi ancak kısa süreliğine tatmin eder ve gerçek olgunluğa ulaştırmaz.Gelen beğeniler ve etkileşimler kısa süreli mutluluk hazzı veren bir tür madde yahut ilaç gibidir. bizi belirli bir süre uyuşturur.Gerçekliğe uyandığımızda da ise o hazzın geçici olduğuna yanarız.
Özellikle duygusal açıdan istikrarlı olmayanlar çevrelerinden sosyal ağlardaki etkileşim vesileyle destek bulmakta ve olumsuz duygularını tamir etmeye çalışmaktadırlar.
Yine de sosyal medya mecralarının herhangi birinde neden paylaşım yapmaya kendimizi mecbur hissediyoruz?Neden orada olmayı kendi varlığımızla eşdeğer tutuyor ve paylaşıma gelen etkileşimleri ciddi anlamda önemsiyoruz?