Güçlüklere bir başına da olsa karşı koyan insan, güçlü insan olmalı. Ben bunu yalnız kalıp da ümitsizlik içinde olduğum anlarda daha iyi anladım. Bununla beraber senelerden beri o kadar çok yalnız kaldım ki bu duruma âdeta alışır hatta güçlü olmanın gururunu duyabilmek için zaman zaman yalnızlığı arar oldum. Şu anda gurur diye adlandırdığım bu his, başlangıçta bir avunma yoluydu. Hayatlarının benim gibi ızdırapla dolu olduğunu sananlar, buna benzer bir sürü avunma çareleri bulmuşlardır. Bu çareler, o yalnız kalmış insanların yalnızlık anlarındaki arkadaşlarıdır. Hayatın karşısında bu arkadaşların yardımıyla tutunabiliriz.
Bu daha küçük, daha sessiz veya daha dikkatli olmakla ilgili değil. Asıl mesele, asla doğru olmayan bir şeyin sabrını yitirmekle ilgili .Gözler yumuşayabilir. Ama boktan radar keskinleşiyor..!
Nezaket ile kendini terk etme arasındaki farkı fark etmeye başlıyorsun. Huzur ve uyuşukluk arasında.
Ayaklandırılmış uyanış ve ruhsal geçiş arasında.
Bağlantı ve performans arasında. Bir an var.
Dramatik değil. Yüksek sesle değil.
Hiç dinlemeyen insanlara kendini açıklamayı bıraktığın yer. Ve sabit bir şey.Acı değil. Berraklık.
Zamanınızı neyin hak ettiğini derin, vücut bulmuş bir bilmek. Bu kinizm değil. Yaşayarak kazanılan bir fark. Gürültüye daha az tolerans.
Temiz, dürüst, canlı hissettiren şeylere daha fazla bağlılık. Yaş senin gücünü almaz.
Onu seyrelteni söküp alır.