With Suzu

Karanlıklar Altında İki Yolcu
10/10
·152 syf.··
2020 15. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2020 17:34
“Özgürlük ağır bir yüktür, ruhun yüklenmesi gereken büyük ve garip bir sorumluluk.” Yerdeniz serisinin ikinci durağı olan Atuan Mezarları, belki Le Guin’i çok sevmemden, belki de kadın olmanın karanlık labirentine aşina olmamdan dolayı beni çok etkiledi. Kitabı okumadan önce bir araştırma yapmamış, yazarın kitap hakkındaki ifadelerine de rastlamamıştım. Kitabı Metis Yayınlarının özel baskısından okuduğum için herkesin karşısına çıkan arka kapak yazısı bana ulaşmadı. Ancak hikayenin içerisine girdikçe Tenar’ın kendisinin bile adım atmaktan delicesine korktuğu labirenti benim gözümde de bir kadının zihnine dönüşüverdi. Erkeklerin bu kitabı okurken bir tık daha zorlanacağını düşünüyorum ayrıca. Konuya gelirsek; Tenar’ın, sonraki adıyla Arha, daha küçücükken kaderine geri dönülemez bir şekilde karar verilir. Baş Rahibe’nin öldüğü gün doğan tek çocuk odur, bu da onu rahibenin yeni bedeni yapar. Yerdeniz’e aşina olanlar bilir, bu evrende birinin ismini bilmek her şeyine sahip olmak anlamına gelir. Bu yüzden kızımıza unutturulan ilk şey de adı olur, ona gerçek anlamıyla Yutulmuş; yani Arha adı verilir. Böylece kendini kaybetme serüveni başlar. Bu kitabın konusunu yazarı tek kelimeyle özetler; cinsellik. Ancak bu kitabı bu bilgiden yoksun okursanız elinize sadece güzel bir fantastik kitap geçtiğini düşündürecek derecede cinsellikten yoksundur. Kadınlık, teorik ve psikanalitik boyuttan öteye geçmez. Ama Le Guin’i devleştiren budur, “alt metinler”. Özellikle başta da belirttiğim gibi, ben bu bilgi olmaksızın bir kadının içsel büyümesinden söz edildiğini anladım. Beni ilk kitaptan daha çok cezbeden, karanlık, ancak bir o kadar da ışığı daha fark edilir bir yolculuktu bu. Tenar ve sonradan aramıza katılan Ged, ki “Şey, genellikle bana Çevik Atmaca derler.” kısmında yüzümde
Edebiyat
Atuan MezarlarıUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20215,1bin okunma
Reklam
10/10
·304 syf.··
2000 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2000 00:00
Dinlemeyi asla tercih etmediğimiz bu dünyada insanları dinlemesiyle ünlenen küçük bir kız var; adı Momo. Hayatımızın arka planında çalan müziği duyabilen nadir insanlardan biri o. Hikayesi bir çocuk kitabının içerisine sığdırılmış gibi ama yazarı Michael Ende bunu şöyle açıklıyor: “Hikayelerimi içimdeki çocuğa ve buna benzeyen herkese anlatıyorum. Benim kitaplarım 8 yaşından 80 yaşına kadar olan tüm çocuklar içindir.” Momo’nun çok basit bir hayatı var, nereden geldiği ve nereye gittiği bile bilinmiyor. Sadece seviliyor ve seviyor. Bu sade ama güzel hayatın üstüne bir anda duman gibi adamlar yayılıyor. Ellerinde zamandan sarılmış sigaralarıyla dolanan bu adamlar, Momo’nun dünyasını bir anda değiştirmeye başlıyor. Eğer kitabı okursanız, siz de kendinizi bir anda Momo olarak buluyorsunuz. Zaman, yüreklerimizde sessizce fısıldanan bir şarkı; bu küçük kızla beraber o şarkıyı en son ne zaman işittiğinizi soruyorsunuz kendinize. Hayatlarımıza birçok insan giriyor; kimisi izini, kimisi isini bırakıyor. Size değen parmakların dumandan olup olmadığına dikkat edin!
Edebiyat
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,3bin okunma