Tutku bir akıl oyunudur. Hırs ve haz da keza öyledir. Lezzetlidir çünkü... Aldatıcıdır. İşte bu noktada da
tutkularından ve hazdan özgürleşmelidir insan. Konfor alanının kölesi olmamalıdır. Çünkü onun bir varoluş amacı vardır. Neden dünya sahnesinde olduğunu unutmaya hakkı yoktur. Konfor bağımlılığı tüketicidir. Üstelik sonu da yoktur. Kişiyi varoluş amacından uzaklaştırır, ona yüksek görevini unutturur, yeteneklerini
daha tohumken kurutur, gelişmesine müsaade etmez, değişmesine fırsat vermez, büyümesine imkân tanımaz.
Haz düşkünlüğü, varoluşa ihanettir.
Sahiden de gereksiz sözlerimizden ve davranışlarımızdan vazgeçmeliyiz. İşte o zaman daha huzurlu,
daha mutlu ve tasasız oluruz. Bunun için her an kendimizin farkında olmalıyız. Hatta sadece gereksiz eylemlerimizi değil, gereksiz düşüncelerimizi de ortadan
kaldırmalıyız. Ancak bu şekilde gereksiz düşüncelerin
bir sonucu olarak ortaya çıkacak eylemlerin önü kesilmiş olur...
ROMEO
Ah, Juliet! Eğer senin mutluluğun da
büyükse benimki kadar,
benden ustaysan onu söyleyip anlatmada,
bizi saran havayı tatlandır soluğunla.
Bu güzel buluşmadan duyduğumuz sevinci açıklasın bir bir müziğin zengin dili.
JULIET
Hayal gücü, sözden çok tözüyle zengin olduğundan,
Özüyle övünür, sözüyle değil;
Dilencidir ancak servetini sayanlar;
Benim sevgimse öyle büyüyüp çoğalmış ki,
Varlığıının yarısını bile saymak gelmez elimden.
Canlılar dünyasıyla aramdaki bağlar koptu kopalı, önümde biriken şeyler geçmişin anıları herhalde. Geçmiş, gelecek, saat, gün, ay ve yıl hepsi aynı şey. Değişik dönemler, çocukluk, gençlik, ihtiyarlık, benim için boş sözlerden başka bir şey değil bunlar. Bunlar sıradan insanlar için, ayaktakımı için, evet işte aradığım kelime, ayaktakımı için, ki onların hayatları senenin mevsimleri gibi belirli mevsimlere, dönemlere bölünmüştür ve onlar, hayatın ılımlı kesimlerinde güvence altındadırlar. Hayat bana tek ve değişmez bir mevsim oldu hep. Bu hayat bir soğuk bölgede ve sonsuz bir karanlıkta geçti adeta, öyle ki bağrımda hep aynı alev vardı ve o beni bir mum gibi eritti.