“Would that I could be the peacemaker in your soul, that I might turn the discord and the rivalry of your elements into oneness and melody.
But how shall I, unless you yourselves be also the peacemakers, nay, the lovers of all your elements?
Billûr sarayında çengi dilârâ
bahçede bin kaplumbağa
ve inci ile donanmış fil
Gidince açıldı kapılar
ne iç oğlanları var
ne cariyeler
Kimse
Yalnız bir kahkaha
bütün odalarda
Her boş odaya girişimde
bir kahkaha
ve çıkışımda
bir kahkaha.
Asaf Hâlet Çelebi
Hayli uzakta ve yüksekte zayıf bir adam kollarını öne doğru uzattı. Kimdi bu? Dost mu? lyi bir insan mi? ilgilenen biri mi yoksa yardım etmek isteyen biri mi? Tek miydi? Hepsi orada miydi? Yardım edebilirler miydi hâlâ? Unutulmuş olan itirazlar var mıydı? Vardı elbette. Mantık ne kadar sarsılmaz olursa olsun yaşamak isteyen bir insana karşı koymazdı. Hiç görmediği hâkim neredeydi? Hiç ulaşamadığı yüksek mahkeme neredeydi?
.
.
“Bir köpek gibi” dedi ve utanç ondan sonra da yaşayacaktı.