Bu kitabı okurken Hiroşima'ya ve Nagazaki'ye atılan atom bombalarından sonra Japonya'nın yaşadığı trajediyi Sadako Sasaki aracılığıyla derinden hissetmiş oluyoruz. Ben bile bu kitaptan sonra bu olaya sebebiyet verenlere bir kez daha nefret doldum ama Sadako ağabeyine sadece o ülkenin ismini unutması gerektiğini söyleyerek hayatlarına mal olan bu hadiseyi olgunlukla karşılıyor gerçekten çok etkilendim sizler için de Masahira Sasaki'nin son sözünde yer alan Sadako'nun tasvirini ekleyeceğim.
Masahiro Sasaki'den Bir Not
Sadako'dan sevgi ve merhamete değer veren bir kalple, birbirimizle kusursuz bir empati kurabileceğimizi ve birbirimizi derinden anlayıp saygı duyabileceğimizi öğrendim. Lösemisinin kötüleşmesine ve bacaklarının yürüyemeyecek kadar ağrımasına rağmen Sadako -yaşadığı zorluğu bilirlerse onun için endişeleneceklerini düşünerek- ailesine şefkatle yaklaşmayı sürdürdü. Bu yüzden hiçbir endişesi olmayanlarımızın, etrafındaki insanlara şefkatle yaklaşmaması için bir neden yok.
Sadako hastanede olduğu süre boyunca, bir kez bile "Canım acıyor", "Ağrım var" ya da "Bana yardım edin" demedi. Atom bombasından ya da bombayı Hiroşima'ya atan ülkeden bir kez bile öfke ve nefretle bahsetmedi. Ben de bir hibakuşa'yım ama Sadako bana atom bombasını atan ülkenin adını "unutmayı" öğretti.
Savaşın bitmesinin üstünden yetmiş yılı aşkın zaman geçti. Atom bombasının kullanılmasının doğruluğunu ya da yanlışlığını tartışmanın bir anlamı yok. Asıl mesele, savaş yüzünden dünyadaki insanların yaşamak zorunda kaldığı sıkıntılar. Savaşa katılan ülkelerin hiçbiri bunu unutmamalı.
Çocuklarımıza hiçbir savaşın yaşanmaması gerektiğini öğretmeliyiz. Geçmişin unutulmaz tecrübelerinden doğan kırgınlık ve misilleme duygusu, geleceği ellerinde tutan çocuklara asla aktarılmamalı.