wonya

beni sevmeseydin yine bir şey değişmeyecekti benim için. sen biraz eksik kalacaktın, biraz sen kaybedecektin. o kadar.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum. önce beklemekten. ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan, ikisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın. bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar, sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini... zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını, kanunlara saygı göstermesini, insanların sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar. ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun. ya o? ya o? insanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat, çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor, saadet bekliyor yaşamaktan. zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık. aradıklarının çoğunu bulamamış, beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak göçüp gidiyor bu dünyadan. işte yaşamak maceramız bu. yaşarken beklemek, beklerken yaşamak ve yaşayıp beklerken ölmek! özleme bir diyeceğim yok. o kömür kırıntıları arasında parlayan bir cam parçası. o nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı. o tek güzel yönü bekleyişlerimizin.
şimdi hiç değilse hayaliyle avunmadayız zaman içinde bir başka zamanın
bütün kederleri ve sevinçleri paylaşalım sana sevinç düşsün, bana keder benim ellerimde kanlı diken yaraları senin ellerinde kanlı güller
ben böyle olsun istememiştim ya sana çok yakın ya senden çok uzak olmalıydım aramızda aşılmaz engeller olsun istiyordum büyük dağlar, derin denizler olsun istiyordum sana gelmeye gücüm yetmemeliydi çaresizliğimin bütün hıncını mesafelere yüklemeliydim dağda yanan bir çoban ateşi gibi gökte bir yıldız gibi seni görmeli seni yaşamalı ve senden çok uzaklarda olmalıydım