wonya

sarı badanalı evlerde kazanlar kaynar sarı badanalı evlerde günah işlenir her gece sarı badanalı evlerde ölüler yıkanır sarı badanalı evleri sev biraz bu evlerde zaman benim akşamlarımdır yitirilmiş bu kazanlarda benim gözbebeklerimdir kaynayan bu sarılarda benim yüreğim bir ölür bir dirilir anladım bu dünyada benden başka kimse yok beni anlayan
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
bütün kötü yerlerde ben kokarım biliyorum bir hayvan leşiyim öleli kırk gün olmuş fabrika bacalarında bir kara dumanım zehirim akrep kuyruklarında kötüyüm sevemediğin kadar öyle fenayım kapanmış bıçak yaralarında bu pis çöp tenekelerinde unut beni unut artık bayat bir ekmek gibi çürümüş bir elma gibi
sen sevildiğin için güzelsin bu kadar ben sevilmediğimden böyle çirkinim
nasıl aldandık bunca zamandır nasıl inandık güzelliğine hayatın bize ne doğan güneşten büyüyen buğdaydan akan sudan bize ne alabildiğine kederliyiz yorgunuz bize dostluğu öğrettiniz bize sevmesini öğrettiniz böyle delicesine sevdikse günahlarımız Tanrı'nın boynuna sevilmedikse insanlar utansın kederimizden ne aradık ne bulduk dünyanızda söyleyin bir sevgiyi bile çok gördünüz bize öpüştük uykularımızda ayıpladınız kara kara yengeçleri saldınız üstümüze şimdi de bir yaşamaktır tutturmuşsunuz rahat bırakın bizi göğüyle deniziyle taşıyla toprağıyla o yoktan var ettiğiniz Tanrı'sıyla dünyanız sizin olsun
şimdi de oturmuş tuz-biber ekiyorsunuz yaramıza kiliselerde camilerde öğütler veriyorsunuz Tanrı adına sonra her gece bir cinayet işliyorsunuz temiz çarşaflarda pis kanınız