Aslı ॐ

Aslı ॐ
@woolfbeforecoffee
ben Martin Eden
İnsani bir duygudur kibir.
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2025 101. kitabı
Zaten okuma listemde olan bir kitabın ödül aldığını görünce okuma zamanımı şimdiye aldım ve iyi ki de öyle yapmışım. Hikâyenin merkezinde yer alan Aziz Bey, ilk bakışta kibirli, mesafeli ve burnu havada bir karakter gibi görünse de sayfalar ilerledikçe onun iç dünyasındaki çatlaklar, utançlar ve kökleri geçmişe uzanan yaralar ortaya çıkıyor. Okurken sık sık sinirlendim Aziz Bey’e. Kibrinin arkasına saklanan o kırılganlık, çevresine duyduğu tepeden bakış, aslında kendi eksikliğini bastırma çabasıydı. Ama tam da bu noktada empati de duydum. Çünkü onun hikâyesi, sadece bir adamın çöküşü değil, aynı zamanda bir çocuğun babasının gölgesinden çıkamama hikâyesiydi. Beni en çok etkileyen kısım, Aziz Bey’in farkında olmadan babasına dönüştüğünü anladığı an oldu. Babasına duyduğu öfke, nefret ve affedememe duygusu aslında bir döngünün parçasıydı. Bu fark ediş, bana doğrudan Oedipus kompleksini hatırlattı. Aziz Bey’in kendi benliğini inşa etme çabası, sonunda babasının kalıplarına sıkışarak çözülüyor. Hikâyenin sonunda Aziz Bey’in trajedisi, bir bireyin değil, bir kuşağın ve bir toplumun trajedisine dönüşüyor. Ne vardı sanki bu kadar kibirli birisi olmasaydın? Vuslat karakterine daha çok üzüldüm. Sırf bencilliğinden Vuslat'ın hayallerini yıkması dolayısıyla da sinirlendim Aziz Bey'e. Her ne kadar Aziz Bey'e sinirlenmiş olsam da onun yaşadığı bu hadiseyi okurken üzüldüm, kırıldım. Fakat sonuna kadar da hak etti sanki. Hele babasının yüzüne çarpıp camlarını kırdığı kapı gibi kendi yüzüne de çarpılmış camları inmiş kapı sahnesinde içim burkuldu. Kısa olmasına rağmen bir doyum veriyor. Bittiğinde, insan kendi içindeki “Aziz Bey”le yüzleşmeden edemiyor. Bizim de ne kibirlerimiz vardır bir şeyleri ve birilerini kaybetmemize neden olan, ne de olsa insani bir duygudur şu kibir.
Duygu ve Düşünce
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,6bin okunma
Reklam
Ben Martin Eden.
10/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2024 16. kitabı
Beni tanıyan herkes bilir Martin'e olan aşkımı. Dört kere okuduğum bir kitap... Artık Martin Eden'ın ta kendisi olmuş durumdayım. Onunla bu kadar bağ kurmamın sebebini gayet iyi biliyorum :) Canım Martin hiçbir yere ait hissedemedi. İlk başta olduğu sınıfında da kendisi değildi. Ruth'a aşık olup ona ulaşma uğruna yürüdüğü yolda aşık olduğu kadın da hep onu yine olduğu Martin'den başka bir Martin'e dönüştürmeye çalıştı. Arafta kaldığı yerlerde hissettiklerini onunla birlikte bende hissettim. Bir karaktere duyulan bağ aslında biraz da kendinizle kurduğunuz bağ oluverir. Bu yüzden diyorum ben Martin Eden'ın ta kendisi oldum diye. Kitabı ilk okuduğumda sonunun böyle olmaması gerektiğini düşünüp ağlayıp kızmıştım :,) Fakat Martinleşme sürecimde (evet artık böyle diyorum) tamamen onun gibi hissedebildiğimde; kendine bir yol yapmaya çalışan ve her defasında yolu yıkılan bir adam gördüm. Bu yolu yürümeye ilk başladığında Martin de Martin'i tanımıyordu. Zamanla kendisi olmaya başladıkça kaybettikleri, insanların yüzlerini teker teker görmesi... Evet, Martin'i çok seviyorum ve sonu hala içimi buruyor fakat bundan başka bir son Martin Eden'ı Martin Eden yapamazdı...
Duygu ve Düşünce
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
"Kurtuluş kendine dönmektir."
10/10
·415 syf.··
Beğendi
·
2024 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2024 16:57
İnsanın ruhuna işleyen kendini de sorgulatan bir kitap. Breuer ve Nietzsche’nin karşılaşması kurgusal ama hissettirdikleri fazlasıyla gerçekti. Sayfaları çevirdikçe Breuer’in karmaşası ve acizliği, Nietzsche’nin esirgemeyen ve çarpan cümleleri... Ümitsizliğin sadece bir duygu değil, neredeyse bir hastalık gibi insanı içten içe kemirdiğini ve bazen en derin çöküşlerin, en büyük dönüşümlere zemin hazırladığını insanın karşısına bir ayna koyup kendine bakarak anlamasını sağlıyor. Kitabı okurken şunu düşündüm: herkesin hayatının bir noktasında böyle bir konuşmaya ihtiyacı olur. Varoluş sancısı, ölüm korkusu, yaşlanmak, kaybolan anlam, hissizleşmek… Bunların hepsini kendi içimde bir şekilde hissetmiştim ama ilk kez bir kitap bu kadar doğrudan ve dürüst bir şekilde karşıma çıkardı. Sadece Breuer değil bende o terapi koltuğunda Nietzsche ile oturuyordum :)
Duygu ve Düşünce
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
Ararken kaybolmanın, kaybolunca bulmanın hikayesi...
10/10
·423 syf.··
Beğendi
·
2025 30. kitabı
Kara Kitap’ı okurken bazen sadece bir roman değil, birden fazla roman okuyormuş gibi hissettim. Galip’in peşinden yürürken her ne kadar Rüya ve Celal’i arıyormuş gibi gözüksek de sanki daha çok kaybolmak için yazılmış gibiydi. Ama ne tuhaf, kayboldukça insan kendine yaklaşıyor. Galip’in o zamana kadar kaçtığı kendini bulması, bir anda Celal gibi düşünüp onun gibi davranması… Her bölümün sonunda ben şu an ne okuyorum dedim. Fakat bu hissi aynı zamanda da sevdim. Kolay bir kitap değil. Çünkü Kara Kitap, anlamı çabucak sunmayan, seni onun peşinden koşturan bir hikâye. Galip’i okurken bir Galip de siz oluyorsunuz. Bitirdiğinde sadece bir roman bitmemiş oluyor; bir devinim, bir iç yolculuk tamamlanıyor. Bu kitabı sevdiğimi söylemek yetersiz kalır. Okurken ben bunu tekrar okurum diye düşündüğünüz kitaplar olur ya, işte Kara Kitap da öyle bir kitaptı. Biliyorum, herkesin seveceği bir kitap değil bu. Ama sevenin de kendine özel tuttuğu minik kitap listesinde yer alır diye düşünüyorum.
Duygu ve Düşünce
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma