Balonlar elimden kaçtı fakat özgürlüğün çocuğuyum ben. Seni kalbimin en derin yerinde büyüttüm. Karanfil koktun sen de aynı benim gibi. Saçlarına şiirlerimi yazdım, koynunda ağrılarımı susturdum ben. Hayatta bir tek seni ve mahallemin çocuklarını sevdim. Şüphe etme bundan, sakın. Beni affet demeyeceğim ama unut. Bu ağrı seni de yaşatmaz yoksa, beni mahalleme düğümleyen köklerim gibi sen de bana düğümlenme. Kalbimin en keskin kokusu, karanfillerim. Aşığım sana, bunu sadece bilmeni istedim.
Ne uğruna uyandığımı, ne uğruna uykuya yattığımı bilmiyorum. Yaşamımı bir zamanlar devindiren maya yok artık; derin gecelerde beni uyanık tutan, sabahları beni uykudan uyandıran o uyarıcı çekicilik yitip gitti.
Ah Wilhelm! Bir manastır hücresinin yalnızlığı, keçi kılından yapılmış bir giysi, dikenli bir kemer: İşte sana ruhumun özlemini çektiği deva. Adieu! Bu sefalete, mezardan başka bir son göremiyorum.
Yaşamında, seni yiyip bitirmeyen hiçbir an yoktur, hem seni hem de yakınlarını; senin de bir yok edici olmadığın, bir yok edici olmak zorunda kalmadığın hiçbir an yoktur; en küçük gezintin binlerce zavallı solucanın yaşamına mâl olur, attığın tek bir adım, karıncaların inşaatlarını sarsıp ezer ve küçük dünyalarını berbat bir mezara çevirir.