Sis ve Öfke Sarayı ~ Sarah J. Maas
“Ya beni zorla götürseydi?
“Seni geri almak için dünyayı yerle bir ederdim.”
Herkese selamlar size hayatımın serisinin ikinci kitabı olan sis ve öfke sarayı’nın yorumuyla geldim.
Söylemek istediğim o kadar çok şey var ki nereden başlasam bilemiyorum.
Öncelikle kitabın konusu, hikayesi, yazım dili, anlatımı, teması, karakterleri her şeyi kusursuzdu. Şu şöyle olsaydı burası böyle olsaydı diyebileceğim tek bir şey yok.
Akıcı sürükleyici size aynı anda her duyguyu yaşatabilen bir anda ağlarken güldürebilen bir kitaptı.
Ben ilk defa bir kitabın hiç bitmemesi istedim her sayfada ayrı bir keyif aldım okurken hiç sıkılmadım.
Ve bu kitapta Tamlin sahnesi çok azdı bu bile keyfimin yerine gelmesi için bir sebep yani
kitapta bol bol Rhysand Feyre sahnesi vardı ve Rhysand’in her sahnesini çığlık çığlığa okudum her sahneye heyecanlandım çok ciddiyim.
Feyre ve Rhysand bu kitapta o kadar güzeldiki tüm sahnelerine kalbimi bıraktım. Aralarındaki o eşsiz bağ ve o bağ üzerinden kurdukları iletişim birbiriyle o bağ üzerinden konuşmalarını gerçekten çok sevdim. Çift olarak uyumları o kadar güzeldi ki birbirlerini tamamlayan iki yapboz parçası gibilerdi.
Ayrıca bu kitapta Feyre’nin karakter gelişimi kitap ilerledikçe kendinin farkına varması güçlenmesi Velaris’i bu kadar sahiplenip onları korumaya çalışmasına gerçekten bayıldım.
Feyre gerçekten tam bir yüce leyli oldu.
ve 54. bölümü eriyerek şu şekilde okudum Rhysand’in kendini Feyre’ye anlatması bunu yaparken duygulanmasına bittim Ve 54ten sonra gelen 55. bölüm diyorum alev alevdi Okuyun sadece…
Ve diğer karakterler Cassian ve Azriel Illyra erkekleri diye bir gerçek var. Onları da detaylı okumak istiyorum. Amren ve Mor onları da çok sevdim hepsi birbiriyle uğraşsada bir arada çok güzeldi bu