“Hiç kimse olmak güzeldi. Kimsenin sizden büyük beklentileri, sizinle ilgili büyük hayalleri olmazdı. Sadece yaşar ve kaderimizin ipliği kesinlene kadar önemsiz biri olarak dilediğiniz gibi yaşlanırdınız. Belki anlamsız ve boşa geçen bir hayat olurdu; fakat en azından büyük hayal kırıklıklarınız olmazdı.”
Bulutlar dağılana kadar kendimi müziğe verecektim. Bazı insanlar zihinlerini rahatlatmak için yogaya ya da spora yönelirdi. Kimileri yürüyüşe çıkar veya günlük tutardı. Peki ya ben? Benim rahatlama yöntemim müzik ve şarkı sözleriydi. Müzik benimle daima başka hiçbir şeyin yapamayacağı yollarla konuşurdu. Şarkı sözleri bana her zaman hislerimin yaşanmaya değer olduğunu, korkularım da yalnız olmadığımı hatırlatırdı. Bir yerlerde bir başkası da aynı acıları yaşıyordu.
“Tek başımayım,
Ama hâlâ biriyim.
Her şeyi yapamam,
Ama hâlâ bir şeyler yapabilirim,
Ve her şeyi yapamadığım için,
Geri çevirmeyeceğim yapabildigim şeyleri.”
“Burası bir kilise değil.”
“Ben de bir kilise değildim, kilise değildim ama bedenimde çok mum yakıp söndürdüler. Sanırım olay kilise olmakta değil. Yakmak istedikten sonra her şeyi mum gibi yakarsın.”