Özgürleşmiş gibi nefes alıyordum; arınmış, bir anda saadete kavuşmuştum; dudaklarımda berrak bir içecek gibi havayı hissediyordum; yumuşak, mayalanmış, hafifçe sarhoş eden havayı, içinde meyvelerin nefesini, uzak adaların kokusunu taşıyan havayı. Güverteye çıktığımdan beri ilk kez içimi düş görmenin kutsal arzusu sardı, hatta daha da şehvetlisi, bedenimi, bir kadın gibi beni saran o yumuşaklığa teslim etme arzusu. Uzanmak istiyordum, gözlerimi kaldırıp o beyaz hiyeroglifleri izlemek...