İç ve dış dünya arasındaki mesafe, bireyin yaşamındaki en önemli stres kaynağıdır. Ben bu strese varoluş stresi diyorum, çünkü her iletişim eyleminde, birey kendi gözünde var olma veya yok olma süreci içindedir. Herkesin gözünde var olduğu halde, kendi gözünde yeteri kadar var olamayan insan, stresli ve mutsuzdur.
“Başkaları ne der?", "Çok ayıp!", "Sakın kimse görmesin; sonra senin hakkında ne düşünürler!" gibi hep sosyal yüz'ü vurgulayan bir yetiştirme tarzı içinde, çocuk kendi özünü önemsememeyi öğrenecektir. Kanımca, aşırı sosyalleşme ve bunun sonucu olarak bireyselliği kaybetme, toplumumuzda sık sık rastlanan bir durumdur.