Acımak başlığına yaraşır bir sondu. Yazar bir insanda bulunması gereken en güzel hasletlerden birini, toplumda en çok bulunması gereken mesleklerin başında gelen öğretmenlik üzerinden aktarmış. Bunu yaparken de sıradan bir olay çerçevesi içinde değil de tesiri büyük olacak bir olayla akıllara kazınacak şekilde ince ince işlemiş. Bir başlığa bu denli sahip çıkan ve roman boyunca karşı tarafa geçirebilen bir üslup. Harikaydı.
Bir de bazı şeyler çoğu kez sandığımızın aksi. Dinlemek, anlamak ve öğrenmek için şans vermeli. Öfkemizin ve kinimizin ardında dimdik durmamalı.
Sonunda hem çok pişman hem de acımayı öğrenmiş bir Zehra gördük. Sevmeye geç kaldıysa da Acımaya geç kalmamayı öğrendi. Zehra’nın kazandığı şey pişmanlıkla da olsa bir ömür hafızasında güzel yer edinecek olan babası. Ayrıca öğrendiği duygu. Oysa Mürşit bey sevdiklerine dair hiçbir şey kazanamadan öldü. Sevildiğini bile bilmeden… oysa Zehra artık sevildiğini biliyor. Gizem çözüldü. Mürşit bey avazı çıktığı kadar bağırsa da duyuramayacak kadar kör ve sağır insanlarla yaşadı. Ve kimsesiz öldü. Hak etmediği bir hayattı. Zehra ise şimdi bu bildikleriyle yaşamak istediği hayatı kurabilir…
Ben çok sevdim. Umarım sizde seversiniz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kendini aldatmaya dayanan bir gönül doyumu her an çökebilir. Gerçek ne kadar tatsız ya da acı olursa olsun, yüz yüze gelmeli, alışmalı ve yaşayışımızı ona uydurmaya çalışmalıyız.
İnsanların çoğu, düşüncelerini kontrol etmekte yetersizdir. Yani, henüz herhangi bir şey yapamayacakları aşamada, kaygı verici konuları düşünmemeyi beceremezler.