Nitekim yoksun olunca acı duyuluyor, doyunca haz. Ne ki bu, hazların hepsinde söz konusu değil: Bilgiye dayananlar, duyumla ilgili olanlar, yani koku alma, işitme, görme ile ilgili olanlar; anılar, umutlar acıdan bağımsız hazlar.
Sosyal medya öncesi ilişkilerden farklı olarak, günümüzde temas çoğaldıkça ilişki daraldı. Tükettiklerimizle birbirimize benzedikçe farklı olabilmek görüntü yarışmasına dönüştü. Mutlu ediyor mu? Tüketmemiz için bize buyurulanlarla aynılaşmak istemiyoruz. "X" "Y" "Z" kuşakları pazarlamacıların icadı. Mallarını satmak, moda yaratmak için uydurdukları aitlik kategorileri. Her yıl yeni modelleri çıkan iPhone'lar gibi, yaş aralıkları giderek daralan kuşaklar yaratmaya başladılar. Söylemeye dilim varmıyor ama bizi avuçlarının içine aldılar. Gönüllü kurbanlarız.
Tarihten hiç mi ders almadık mı ki aynı hataları daha büyük bir ölçekte tekrar etmek için uğraşıyoruz?
Mirasımız gereği, bizler insanlığın altın çağının varisleri miyiz... Yoksa kıyametlerinin alametleri mi?
Bir insanın doğduğu koşulların yaşamına hiçbir etkisi olmamalı, bu rastlantısal olgulara ısrarla önem atfetmek şiddettir, cahilliktir. Bir insan sadece seçtiği yaşam, seçtiği kişiler, yaptığı işler yoluyla anlaşılabilir, ona yapılan şeyler yoluyla değil.