DİLEK

DİLEK
@xDilek
Ruhum sisler içinde kaybolurken, gözlerimde çiçekler açtı. Belki de güzellik, en çok kaybolduğumuz yerde filizlenir.
Üstadın renkli, bir o kadarda gerilimli dünyasına yolculuk
Puan vermedi·96 syf.··
2025 4. kitabı
Bana göre Osmanlı Simitçiler Kasidesi, sadece bir şiir değil, eski zamanların sokak ruhuna bir yolculuk. Nuri Pakdil, Osmanlı simitçilerini anlatırken aslında geçmişin düzenini, o dönemin esnaf ahlakını ve insan ilişkilerini hatırlatıyor. Simit, burada sadece bir yiyecek değil, bir medeniyetin küçük ama güçlü bir sembolü gibi. Şiiri okurken gözümde eski İstanbul sokakları canlanıyor. Sabahın erken saatlerinde sokak aralarında yankılanan "taze simit" sesleri, küçük ama önemli bir detay gibi duruyor ama aslında o dönemin şehir kültürünün bir parçası. Simitçiler sadece simit satmıyor, bir şehrin ritmini de oluşturuyor. Bugün o sokakları düşündüğümde, aynı seslerin hâlâ var olup olmadığını sorguluyorum. Pakdil’in dili sert, vurucu ama bir yandan da derin bir hüzün taşıyor. Sadece geçmişi övmek için yazmıyor; aslında kaybolan değerleri fark etmemizi istiyor. Benim için bu şiir, bir şeyleri hatırlamaktan çok, eksikliğini hissettiklerimize dair bir uyarı gibi. Simitçilerin sesleri azaldıysa, o seslerin sustuğu şehir de bir şeyleri kaybetmiştir, değil mi? *** (Küçük bir not Nuri Pakdil tam anlamıyla bir dil ustası olmasından mütevellit kitabı anlamakta biraz zorluk çekilebilirsiniz bunun için de Arif Ay'ın şerhini yapmış olduğu "bir yürüyüş senfonisi" adlı kitaptan yardım alabilirsiniz.)
Edebiyat
Osmanlı Simitçiler KasidesiNuri Pakdil · Edebiyat Dergisi Yayınları · 2014409 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnsan Neyle Yaşar?
Puan vermedi·86 syf.··
2025 1. kitabı
Tolstoy’un İnsan Neyle Yaşar? adlı kitabı, ilk bakışta basit ama derin anlamlar barındıran hikâyelerden oluşuyor. Kitaba ismini veren ana hikâye, bir ayakkabıcı olan Simon’un, sokakta çıplak halde bulduğu gizemli bir adamı evine almasıyla başlıyor. Meğer bu adam bir melekmiş ve dünyada üç önemli gerçeği öğrenmekle görevlendirilmiş. Tolstoy burada insana dair çok temel sorular soruyor: İçimizde ne var? Bize ne verilmemiştir? İnsan neyle yaşar? Bu soruların cevabı, hikâye boyunca küçük olaylarla yavaş yavaş açığa çıkıyor ve sonunda öğreniyoruz ki insanı yaşatan şey sevgi. Açıkçası, okurken bu kadar basit bir gerçeğin aslında ne kadar güçlü olduğunu fark etmek beni etkiledi. Kitap sadece bu hikâyeden ibaret değil. Özellikle İnsana Ne Kadar Toprak Gerekir? hikâyesi bende büyük iz bıraktı. Hırsın insanı nasıl kör ettiğini anlatıyor. Ana karakter Pahom, sürekli daha fazla toprak sahibi olmak istiyor ama sonunda onun için yeterli olan tek toprak parçası, mezarının kapladığı yer oluyor. Bu kadar çarpıcı bir mesaj, böylesine sade bir dille ancak Tolstoy gibi bir usta tarafından anlatılabilirdi. Tolstoy’un dili çok sade, hikâyeler akıcı, ama anlatmak istediği şeyler çok derin. Bu kitabı okuduğumda, aslında hayatta en önemli şeylerin çok basit olduğunu ama bizim bunları unutmaya meyilli olduğumuzu düşündüm. Eğer insan doğası, ahlak, sevgi ve anlam üzerine düşündüren hikâyeler okumayı seviyorsanız, İnsan Neyle Yaşar? kesinlikle okunması gereken bir kitap.
Felsefe Edebiyat Düşünce
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024234,1bin okunma
Arayış– Ömer Yıldız
Puan vermedi·129 syf.··
2025 2. kitabı
Arayış, kadim bir mitolojinin izlerini takip ederken, Ziusudra ve reenkarnasyon temalarını derinlemesine işleyen bir yolculuğa çıkarıyor okuru. Sümerlerin antik mitlerinden ilham alarak, Ziusudra'nın tufandan sağ çıkışı, kitaptaki karakterlerin yaşamlarıyla paralellikler kuruyor. Ziusudra, büyük bir felaketten sonra yeni bir hayat kurarken, Arayış’ın karakterleri de benzer bir yolculuğa çıkarlar: Geçmişin enkazından kurtulup, yeniden doğmaya, kimliklerini keşfetmeye çalışırlar. Kitap, her şeyin yeniden başlayabileceği, bir yaşamın sona erip bir diğerinin başladığı derin bir felsefi mesaja sahip. Arayış'taki her bir karakter, aslında Ziusudra’nın mitolojik yolculuğunun modern bir yansıması gibidir. Tıpkı Ziusudra’nın felaketten kurtulup, yeni bir başlangıç yapmak zorunda kalması gibi, karakterler de yaşamlarının dönüm noktalarındaki büyük kayıplardan sonra, yeniden doğmak, yeniden var olmak için bir şans ararlar. Reenkarnasyon, kitap boyunca sadece bir inanç olarak değil, aynı zamanda kimliklerin değişimi ve ruhsal dönüşüm olarak öne çıkar. Kitap, bir ruhun farklı bedenlerdeki varlıkları arasında bir yolculuğa çıktığını anlatırken, aynı zamanda her yeni bedenle beraber yeni bir kimlik ve yeni bir yaşam başlar. Bu temalar, Arayış’ın olay örgüsüne derinlik katarken, okuru her karakterin içsel dönüşümüne tanık olmaya davet eder. Ziusudra’nın tufandan kurtuluşu, aslında her karakterin yaşamında bir metafor olarak karşımıza çıkar. Arayış’taki karakterler, birer Ziusudra gibi, kaderlerinin belirlediği bir felaketten kurtulmak zorundadırlar. Fakat, bu yolculukta sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal bir kurtuluş da vardır. Karakterlerin yeniden doğmaları, yaşadıkları büyük felaketten sonra sadece bedensel bir kurtuluş değil, ruhlarının yeni bir hayata
Roman
ArayışÖmer Yıldız · Siyah Beyaz Yayınları · 20249 okunma