Yumuşak yanağındaki o allığı, görkemiyle,
Sevgilimin damarından, arsızca, çekinmeyerek.”
Beyaz zambak benden zılgıt yedi eli senden diye,
Fesleğen de, koncasını senden çalmış ya, ondan.
Güller, dikenler üstünde kapılmıştı ürpertiye:
Biri, alı al utançtan, öteki apak, kahrından;
Üçüncüsü ne al, ne ak: her birinden nemalanmış,
Aşırdıklarına bir de senden soluk eklemişti;
Büyümüş böbürlenmiş de, bu soygundan cezalanmış,
Bir solucan öç alarak onu öldürüp yemişti.
Bildiğim bunca çiçek var, her birinde gördüm şunu:
Ya rengini senden çalmış, ya da cânım kokusunu.
Dünyada hər kəsin öz nöqteyi-nəzəri var. Bəzən insanın nöqteyi-nəzəri başqalarının nöqteyi-nəzəri ilə uyuşmur, ya da həmin nöqteyi-nəzər üzündən insan digər insanların nöqteyi-nəzərini qavramaqda çətinlik çəkir.
Ezelîden var idi canımda bu aşk oldu
Kimsey’ eşker etmedim bildim ki ol dost kodu
Dört kitabı okuyan bulmadı aşka çâre
Ne beyler ne sultanlar ne müderris ne kadı
Yer gök oynar ırılmaz yeller eser deprenmez
Âkıbet şol canın kim aşkın ola bünyâdı
Aşk anadan doğmadı kimseye kul olmadı
Hükmüne kıldı esir cümle biliş ü yadı
Aşka mecnun olanlar assı ziyandan fâriğ
Korkmaz ıssı soğuktan pes ne biliser odu
Ezelde benim fikrim Ene’l Hak idi zikrim
Henüz dahi doğmadan ol Mansûr-ı Bağdâdî
Aşk çengine düşenin melâmet olur canı
Onun için bed-namdır miskin Yunus’un adı
Günümüz Türkçesi ile Sadeleştirmesi
Bu aşk ruhumda zamanın başlangıcından beri vardı. Bunu kimseye açıklamadım; çünkü bu sırrı gönlüme bizzat o Dost'un (Allah’ın) koyduğunu bildim.
Dört kutsal kitabı okuyup bitirenler bile aşk derdine bir çare bulamadılar. Ne beyler, ne sultanlar, ne hocalar, ne de hakimler bu aşkın hakikatini çözebildi.
Yer yerinden oynasa sarsılmaz, fırtınalar esse etkilenmez; temeli aşk üzerine kurulmuş olan o can, hiçbir sarsıntıda yerinden kıpırdamaz.
Aşk kimseden doğmamıştır ve kimseye köle olmaz; o hürdür.