"Şu yaşam denilen şey, ne biçim şeydi? Kimi zaman sevinçler veren, kimi zaman içimizi acılarla dolduran, kölesi olduğumuz şu yaşam neyin nesiydi böyle?"
Göğsümde şiddetle duyduğum bu boşluk! Ah, nedir bu korkunç boşluk! Durup durup kendi kendime, onu bir kere, yalnız bir kere bağrıma basabilsem; bütün bu boşluk dolacak diyorum.
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150bin okunma
Uzun zamandır beni bu kadar çok duygulandıran, sarsan bir kitap okumamıştım. Kitabı bitirip kapağını kapattığım an bi süre dalıp gittim.
Fugui'nin hayatını okumak, bilmek benim için çok özel ve güzeldi. Yer yer ona çok kızdım, çok sövdüm. Bencil, nankör, umursamaz tavırları hatta ona rağmen onu çok seven eşine karşı olan saygisiz hareketleri beni çileden çıkardı. Ama ilerleyen sayfalarda en çok ona üzüldüm, ona ağladım. Fugui'nin çocuklarını, karısını elleriyle topraga gomdugu yerleri okurken mahvoldum. Bazen elimizdekilerin kiymetini maalesef onları kaybetmeden anlayamiyoruz. Fugui de onlardan kaybetmeden anlayamayanlardan.
Yaşamak. Bazen her şeye rağmen yaşamak, bazen tüm kayiplara rağmen yaşamak , bazen bir umuda tutunup yaşamak....
"Düşünebiliyor musun, hayatımda üç kez ölülerin yattığı o küçük odaya girmek zorunda kaldım ve her defasında orada yatan benim canımdı."
Sevdiklerinin tek tek ölümüne şahit olmak ve bütün bunlara rağmen hala YAŞAMAK çok acı çok
Uğultulu Tepeler'i okurken başlarda biraz zorlandım. Şimdi elimden gelse kitaba sarılacam neredeyse.
Hastalıklı bir adamın hastalıklı bir aşk hikayesini okudum sanırım. Heatcliff'in intikam adı altında yaptığı şeyler insanlık dışı ve zorbalık. Kitabı okurken yer yer bu karaktere çok saydırdım. Bir insan bu kadar acımasız bu kadar duygusuz olamaz. Kitaptaki çoğu karakteri sevemedim tabii Edgar Linton hariç o adamdır çünkü ona içim ısınmıştı karısına karşı olan sevgisinden ötürü. Aşk, nefret ve intikam. Bu üçü hepsinin sonu oldu.
"Biri umudunu kesmedi, öteki ise kendini umutsuzluğa kaptırdı.İkisi de kendi yazgısını kendi seçti; böyle olunca da yazgılarına katlanacaklardı. "
Emily ablacım sen naptın böyle yazdığın tek kitap olduğuna mı üzüleyim, karakterlere(özellikle heatcliff'e) mı sayayım, kitabın ben de bıraktığı izi mi anlatayım, ne yaptın ablacım sen?
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202557,9bin okunma
Okuması çok zevkli bir kitaptı Martin Eden ve okuduğum en iyi kitaplardan biriydi benim için. Başlarken beni bu kadar etkileyeceğini düşünmüyordum. Özellikle Jack London'un yarı otobiyografik romanı olduğunu öğrenince... Yazar Martin Eden'i öyle bir kurgulamış ki sanki gerçek hayattan tanıdığımız birisiymiş gibiydi. Yazarın seçtiği kelimeler, cümleler çok etkileyiciydi. Hem düşündürücü hem de akıcı bir kitaptı.
:))))
Konusuna gelecek olursak ; Eğitimsiz ve fakir bir genç olan Martin Eden aşık olur. Aşık olduğu kız kendisinden farklı bir sosyal sınıfa aittir.Kıza layık olabilmek için hayatını değiştirmek, entelektüel, eğitimli ve kültürlü sınıfa dahil olmak ister. Canını dişine takıp hedefine ulaşıyor. Kimse ona inanmazken o kendisine inanıp başarıyor. Herkes ona iş bul derken o yazar olmak isteyip, en sonunda bunu başarıyor. Hedefine ulaştığındaysa herkes, her şey onun için anlamsızlaşmıştır. Yaşama inancını, hayallerini, aşkını yitirmiştir artık. Martin'in duygularını, okurken hissetmemek elde değil. Onun azmine, hırsına, pes etmemeyişine hayran kaldım:))
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,9bin okunma