“Peki kabuğun içinde ne var? Salyangoz mu?”
“Hiç,” dedim. “Hava.”
“Aynı şey değil,” dedi. “Hiçlik boşluktur, havaysa başka her şeyi doldurur. Nefestir, yaşamdır, candır, konuştuğumuz sözlerdir.”
Dönüp beni o tarafa çevirdi. Bana beşinci içeceğiymişim gibi bakıyordu. (Numara yapıyordu.) Ben de onun peşinden her yere gidermişim gibi görünüyordum. (Ben numara yapmıyordum.)