Şaka gibi bir kitaptı.Komik olduğundan yada mizahi yönü ön planda olduğu için demiyorum.
Var olan durumu, anlatmak istediği şeyleri duyurmak için seçtiği yöntem, bunun yanı sıra bunca şeyi
kısacık bir yazıda anlatması harikaydı.
Kitaba, bir arkadaşım okumaya başlayınca beraber okumak ve yazarla tanışmak adına başladım.Ve en ufak fikrim yoktu olaylara dair.Yazar dönemin rejimlerini mizahi bir dille eleştirmektedir.Hatta domuz, kuzgun, köpek gibi bazı hayvanları Stalin, Lenin, Marx gibi tarihi kişilerle dolaylı yoldan da olsa bariz bir şekilde eleştirmektedir.Dönemin tarihi bilgilerine genel bir bilginin dışında çok da vakıf değilim açıkçası.Bu yüzden okurken belli bir fikirden çok insanlığın geneline dair düşünceler oluştu aklımda.
İnsanların güzel, hatta mükemmel, ütopik bir hayalle başlayıp sonrasında yine insanların bunu kendi çıkarına göre değiştirmesi, gücün kişiler üzerindeki etkisi...Bence muazzamdı.Evet hikaye hayvanlar üzerinden anlatılmakta ama okurken gelmiş, geçmiş ve hatta gelecekten kesitler görmek mümkündü.
Söylemek istediğim çok şey var.Kısacık bir öyküye yazar neler neler sığdırmış.
"(...) Ve en önemlisi, hiçbir hayvan kendi türünden olanlara zorbalık etmemeli. Güçlüsü güçsüzü, akıllısı akılsızı, hepimiz kardeşiz. Hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmemeli. Bütün hayvanlar eşittir."
En basitinden olaya bu fikirle başlayıp;
Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir.
cümleleriyle son verilmesi sanırım kitabı özetler nitelikteydi.
Kısa bir hikaye.Ama içeriği ciddi anlamda dolu.Bazı şeylere körü körüne inanmak, sorgulamamak...Cidden şaşırtıcı alt metinlerle doluydu.Okurken biraz zorlandım ama.Sanırım diyaloglu kitaplara baya alışmışım ilk etapta biraz yavaş ilerledi.Ama içeriği anlayıp olaya kendimi kaptırınca okuması