Aşk, Hüsn'dür, Hüsn de Aşk..
10/10
·464 syf.·
2024 10. kitabı
Araplarda “Benî-mahabbet — Sevgioğulları” denen bir kabîle var. Temmuzun güneşinden başka giyimleri, cihânı yakıp yandıran yalımdan başka içimleri olmıyan, avlandıkları zaman, ancak kendilerini vuran bu kabile ulularından birinin bir oğlu, bir başkasının da bir kızı doğuyor. Bir gecede doğan bu iki çocuğun erkeğine “Aşk”, kızına “Hüsn” adını veriyorlar ve bunları, birbirine nişanlıyorlar. Aşk'la Hüsn, okuma çağına gelince “Edeb” denen mektebe gitmiye, “Munlâ-yı Cünûn” denen her kayıttan kurtulmuş hocadan ders okumıya başlıyorlar. Aralarındaki sevgi, bu mektepte başlıyor. Hüsn, arada bir Aşk'ın halvet-gâhına gitmektedir; bâzı kere de her ikisi, içinde “Feyz” havuzu bulunan “Mânâ” gezinti yerine uğramaktadırlar. O bahçenin mihmândârı, “Suhan” adlı, herşeyi bilen, anlıyan bir ihtiyardır. Fakat kabile içinde “Hayret” adlı biri, ikisinin bir arada bulunmasına engel oluyor. Birbirinden ayrılan Aşk ve Hüsn, Suhan vâsıtasiyle mektuplaşırlar. Aşk'ın Gayret adlı bir lalası, Hüsn'ün de İsmet adlı bir dadısı vardır. Gayret'in de tensibiyle Aşk, kabile ulularına gidip Hüsn'ü ister. Kabile uluları bu isteği alayla karşılarlar ve nihâyet, Kalb ülkesine gidip ordaki kimyâyı getirmedikçe Hüsn'e kavuşamıyacağını söylerler ve yolda, bin çeşit belâ bulunduğunu, bin başlı rengârenk bir ejderhânın, bir ateş denizinin, o denizden geçmek için mumdan yapılmış gemilerin, daha ötede bin yıllık Gam harâbesinin, Mâtem sarayının, çeşit çeşit cinlerin, devlerin, gulyabanilerin, kapkaranlık gecelerin, geçilmez çöllerin mevcûdiyetini haber verirler. Aşk, Gayret'le yola çıkar. Fakat ilk adımda dibi derin mi derin bir kuyuya düşerler. Kuyuda bir cadı vardır. Semirsinler de sonra yiyeyim diye bunları hapseder. Bu arada Suhan yetişir; kuyunun dibinde, üstünde İsm-i a'zam yazılı bir ip olduğunu, cinlerin
Tasavvuf ve Şiir
Hüsn ü AşkŞeyh Galip · İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,682 okunma
6/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2024 70. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2024 13:15
Merhaba arkadaşlar. Yıllar sonra George Orwell ile yeniden beraber olacağız. Bundan sonra 2 eserini daha okuyarak kendine ait serimizi de tamamlayarak yola devam edeceğiz. Kitabın karakterinin George adında biri olması da beni düşündürdü. Savaşın ne kadar berbat ve iğrenç, ölümlerin ne kadar acı verici olduğunu hisli bir biçimde anlatan bir eser olması yönüyle de iyi ki şimdi okumuşum dediğim bir eser oldu. Savaş, yalnızca kaçınılmazsa var olmak için yapılmalıdır aksi halde yalnızca aptallıktan ibarettir. Bugün savaş karşıtı olanlarımızın çoğu da savaşta yakınlarını kaybetmiş kişilerdir zaten. George Bowling’e biraz odaklanırsak, 45 yaşında evli ve çocuklu bir adam. Gittikçe kilo alıyor, takma dişleri var ve dünya savaşı öncesi hayata tutunmaya çalışan bir pazarlamacı olarak öne çıkıyor. O dünya savaşı başlı başına bir konu ama ben şu kadarını söyleyeyim kitaptan bağımsız ve pek bahsedilmeyen. Winston’un inadı olmasaydı dönemin en hızlı uçaklarından 2 kat hızlı olan ve savaş sonu müttefikleri şaşırtan Alman süper hızlı uçakları tüm dünyayı yok edecek kapasiteydi ve Alman mühendislerin dünyaya bilimsel olarak birkaç yılda sunduğunu 80 senede toplam olarak hala bilim dünyası sunamadı. Bunlardan değil de acılardan bahsetmek daha ön plana çıktığı için biz bunu da ekleyelim dedik. Diğer yandan aradığı şeyi hiçbir zaman bulamayan ve bence ne aradığını kendisi de bilmeyen George karakteri, pek çok insana yakın gelecek bir karakter aslında. Daha sonra bu geçmişe yönelik bir toparlanma ziyareti yapmak isteyecek ve çocukluğunun kasabasına gidecektir. İşte burada boğulmamak için yüzmeye devam edecektir desek yeridir. Bazen bazı şeyler yaparız ve sanki birileri bize bakıyor gibi hissederiz. Bir adım atsak dibimizde bitecek gibi düşündüğümüz olur insanları. George biraz böyle
Boğulmamak İçinGeorge Orwell · Can Yayınları · 201510,6bin okunma
Reklam
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2021 51. kitabı
Olduğum yerden memnunum. Sen nefes aldıkça da burada olmaya devam edeceğim. Ki sen de biliyorsun, sen yaşadıkça ben yaşıyorum. Beyninin bölümlerinde, o güzel loplarda, kımıl kımıl kıvrımlarda sana dair ne varsa kemirerek yaşıyorum. Her gün, canım ne isterse, beyninden onu tırtıklıyorum. Dün mesela, tarih üzerine okuduğun bir kitap sonucu zihninde canlandırdığın Moğol askerlerini yedim. Eciş bücüşlerdi ama tatları güzeldi. Bugün ise lise derslerine ait bilgileri buldum, onları iyi hazmedebileceğimi düşünmüyorum ama yine de tatlarına bakmak istiyorum. Özellikle de şu x’li matematik sorularına. Boşuna beni yakalamaya veya bir şey yapmamaya ikna etmeye çalışma. Beynindeki bütün fikirleri, daha oluşum sürecindeyken ben biliyorum. Neyse, çok konuştum. Ben biraz sağ yarımkürede gezeceğim. Benim gibi bir zihin böceği olan bir dostum orada, Güray Süngü adında birine dair bir şeyler bulmuş. Ne olduklarına bakmaya gidiyorum. Si yu men. Ne kızıyorsun be, her şey gibi İngilizce konuşmayı da senden öğrendim. Sen de düzgün öğrenseydin. Aykut Ertuğrul’un ilk kitabı olan “Keyfekader Kahvesi”nde sinir bozucu bir böcekle tanışacaksınız. Bakalım onu sevecek misiniz?
Keyfekader KahvesiAykut Ertuğrul ·  Ketebe Yayınları · 2019326 okunma