Kaldırımlara yapışan sinsi soğuk,
Havada sis her şey boğuk
Teni kar, dudakları kadar soluk
Her şeyden uzak her şeyden kopuk
Gidiyordu durmadan ileri
Geriye de olsa ne fark ederdi ki!
Eziliyordu düşüncelerinde biri
El uzatsa onu da çeker içeri
Mana aramıyor artık bunda
Gözleri damlasa, kan akıtsa
Parçalar savruldakça kenara
Karanlık parlıyor her defasında ona
Dayanamadı o da karanlığa girdi
Düşünceleriyle bir mezar seçti
Kefenini geceyle birlikte dikti
Her şeyi siyahtı, bir tek kırmızı gülleri...