Spoiler ve "Taraf" içerir.
7/10
·318 syf.··
2024 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2024 17:14
Nasıl başlanır ki bilemedim. Okuduktan hemen sonra bir şeyler yazmak sanırım daha doğru olur. Belki de bekledikçe daha objektif, ama daha az samimi bir inceleme olacak. Öncelikle ilk iki kitabı başarılı buldum. Amin Maalouf iyi bir tarihçi midir bilmem ama ele aldığı dönemi düşünecek olursak ortaya sağlam bir tarihi roman koyabilmiş. Tam olarak nerede kurgu nerede tarih işin içine giriyor onu bilmeden yorum yaparsak, yazara haksızlık yapmış oluruz. Büyük ihtimalle ben o haksızlığı yapacağım. İlk iki kitapla ilgili bir kaç durumu sürekli bahsedildiği gibi"vakanüvislerin" hangi yazmalarından bulup çıkardı düşünmemek elde değil. Tuğrul Bey'in Abbasi halifesinin kızını istediğinde verilen tepki, kendisinin kısır olması, Alpaslan'ın "cins-i latifle" pek ilgilenmeyen bir eşcinsel olduğu gibi ifadeler eğer bir kurguysa, neden tarihçilerin dediği şeyler gibi gösteriliyor kitapta? Sonradan Avrupa'lı olan bütün Orta Doğu'lu aydınların ortak özelliği şu ya da bu şekilde neden anlatılarında kötü adamları hep Türk oluyor? O tarihlerden ta 20. yüzyılın başına kadar bir çok coğrafyada Türkler yönetici sınıftı. 800-900 yıllık bir sürecin içinde hep mi "ellerinden her türlü alçaklık gelen dinsiz çapulculara" (bölüm Vll syf.51) denk geldiniz? Bizde malesef yabancı biri bizim hakkımızda kötü bir şey söylediğinde iki tutum sergileniyor: ya yabancı olduğu ve bizi sevmediği için böyle söylüyor diyip sinirleniyoruz, ya da adam sanki tamamen bilimsel verilerle konuşmuş gibi ilk grubu "gereksiz milliyetçilik" yapmakla suçluyoruz. Yazar, her iki tutumdan bağımsız değerlendirilmesi gerekiyor. Ömer Hayyam'ın kitap boyunca bahsi geçen her türlü iktidar sahiplerine karşı tutumunu bozmayıp üstüne üstlük daha sert bir biçimde ifade ettiği kısımda da "Türk Sultanı" diye özellikle belirtmesi de
Amin Maalouf
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,9bin okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2022 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2022 10:58
İnsana dair olan duyguları, olayları o kadar sade ve güzel bir dille anlatmış ki kitabı okumuyorsun da kelimeleri takip ederek yolunu buluyorsun. En çok beğendiğim hikayesi de sanırım "Geçtiğimiz Kırk Gün" hani kelimeler yetmez ya bazen acıları, kayıpları anlatmaya bu hikayede bence yetmiş. Ayrılık, terk ediliş üzerine yazdığı "Hiç" içinse hiç bu kadar güzel bir tarif edis okumamıştım diyebilirim " ...Hayatımdan çıkarken bütün ışıklarımi söndürdün, üstüme xxl bir kadife karanlık örttün. Ayaklarıma dolandın, kollarımı bağladın. Terk edilmiş evlerin koltukları gibi sarindım yokluğuna. Gözlerin doğar mı gecelerime diye Zeki Müren dinledim. Ha bugün ha yarın dedim, doğmadin. " tek kelimeyle muhteşemdi.
Göçüp Gidenler KoleksiyoncusuŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202413,3bin okunma