Dünyanın en mutlu genç kızı benim. Bunu daha önce de söyleyenler olmuştur ancak hiçbiri benim kadar haklı olamaz. Jane'den bile daha mutluyum ben; o gülümsüyor, ben kahkaha atıyorum..
"Ne fark ederdi ki zaten? Herkes ölüyordu nasıl olsa; iyisi de kötüsü de, güçlüsü de zayıfı da, hayata dört elle sarılanı da yaşamı aşağılayanı da... Herkes göçüp gidiyordu. Her şey göçüp gidiyordu."
Tükrük, balgam ve sümükle kaplı kaldırımdan elma ve portakal kabukları, üzüm salkımları topluyor ve bunları yiyorlardı. Nohut tanesi büyüklüğünde olan ekmek kırıntıları, pislikten rengi kaybolmuş elma koçanları topluyorlardı... Bunlara elma koçanı demeye bin şahit isterdi, ikisi de bunları çiğniyor, yutuyorlardı ve bu olay, Tanrı'nın 1902 yılının 20 Ağustos günü, akşamın altısı ile yedisi arasında, dünyanın en büyük, en güçlü ve en varlıklı imparatorluğunun başkentinde yaşanıyordu...