Cahit Zarifoğlu ve Konuşmalar kitabına dair...
Cahit Zarifoğlu içine kapanık bir insan. Kendi dünyasını yaşayan bir insan. Az konuşmayı ilke edinen bir insan. Sanırım en belirgin özelliği bu. Hatta kendi arkadaşlarının tabiriyle dışardan bakınca soğuk, ilgisiz, tepkisiz, vurdumduymaz gözüken bir insan. Akif İnan, Cahit Zarifoğlu'yla ilk tanıştığı zamanlarla ilgili şöyle söylüyor : "Hem konuşmalarımıza tanık olurdu, hem de hiç iştirak etmezdi. Kendisini ben çok duyarsız, oldukça da vurdumduymaz, hatta bir parça da fazla modern, züppe bulurdum." (Sayfa 156'da geçiyor.)
Ama bu içe dönüklülüğünün arkasında çok da atılımcı, girişimci, yeni yerler, yeni insanlar keşfetmeyi seven bir insan.
Başına buyruk, hiç kimseye tam manasıyla açılmayan bir insan Cahit Zarifoğlu. Zira bunu şiirlerinde de görebiliriz. Zarifoğlu'nun şiirlerini okuyanlar bilir ki kapalı bir dili vardır. Anlaşılması zor bir dil. Çünkü kendisi de zor bir insan. Herkes tarafından anlaşılmak istenmeyen bir insan... Buna karşılık şayanı hayret derecede insanları çok iyi tanırdı. Rasim Özdenören söylüyor bunu: " İnsanları tanımasıyla ilgili şunu diyeyim, birkaç cümleyle insanların karakterini özetlerdi." (s:160)
Yani aslında o sessizliğinin, az konuşmasının ardında, insanları gözlemleme, analiz etme özelliği var.
Özgür ruhlu bir insan Cahit Zarifoğlu. Birileri yapsın da ben arkasından gideyim şeklinde bir karakteri yok. Şiirlerinde olduğu gibi yaşantısında da özgün bir karakter. Yeri gelmişken söyleyeyim, sanırım en beğendiğim özelliklerinden biri de şu ki, hiç korkusu olmayan bir insan. "Açlık, sınıfta kalmak, istikbale ilişkin endişeler duymak gibi korkuları yoktu" diyor Alaeddin Özdenören onun için. Zira, Cahit Zarifoğlu lise hayatında 3 yıl sınıfta kalmış bir insan. Evet, tamm 3 yıl sınıfta kalmış.. 2 yıl