Deli Beşizler
10/10
·192 syf.··
2026 28. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:46
Kafam şuan hiç yerinde değil.Ne okuduğumu unuttum.Benim güncel hafiza.Jsjsja neyse anlatıyım. Şimdi her şey yaz dizisi gibi başlıyor.Erkeğimiz(isim hafizam berbat)tam bir inek öğrenci.Sonra iste bu adama bir teklif geliyor.Ders vericek birilerine.Sonra gidiyor iste eve.Adam fakir bu arada.Bunlar da zengin.Ders verecegi kisiler onunla ayni yasta olan bes kiz ve bunlar besiz.Hepsi birbirine benziyor.Bu ciltte bunu okuyorsunuz.İlk ciltten bir sey anladım mi?HAYİR.İlk ciltten bir şey anlamak imkansız.İsimler zaten birbirinde.Olayi hiç anlayamadım.Bir de su sıralar pek iyi degilim bir şeyleri hatirlayamiyorum.Biri yardım etsin ya.Gerçekten! En sevdigim ve kendimi bulduğum kız Miku oldu.Kiz japon komutanları seviyor daha ne olsun.BENİM DE FATİH SULTAN MEHMETİM VAR SİMDİ.Ayrıca hunları da çok severim.Cunku çekik gozluler ve ben de çekik gozluyum.Atalarim yani. Neyse oyle iste,rastgele aldım mangayi zaten.Rastgele de okudum allah kabul etsin.
Eşsiz Beşizler - Cilt 1Negi Haruba · Gerekli Şeyler Yayıncılık · 2021156 okunma
Puan vermedi·510 syf.··
2026 36. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 01:17
Allah’a hamdolsun bu dini bize nimet olarak bahşetti, dini nasıl yaşanacağını açıklayan Kur’an’ı bize gönderdi, bu ilahi vahyi bize tebliğ eden, âlemlere rahmet Efendimiz’i bize gönderdi. Allah’a hamdolsun en güzel örneğin mübarek ellerinde yetişen ve her biri hayatın farklı bir alanında örnek olan sahabe efendilerimize karanlık dünyamızı aydınlatmaları için yıldızlar, yol göstermeleri için nehirler, sarsıntılarımızı önlemek için dağlar olarak bize gönderdi. Bakın o kutlu mesaj nasıl geldi ve bunu ilk duyan ne dedi… Yıl miladi 610’du. Aylardan Ramazan, gecelerden Kadir gecesiydi. Alemler nefesini tutmuş yıllardır hasretlerini çektikleri buluşmayı bekliyordu. Cibril, arzın ve arşın emini olan Efendimizle buluşmaya geliyordu. Beklenen an gelmiş, Allah insanoğlu ile vahiy aracılığıyla konuşmaya başlamıştı. ‘Yaratan Rabbinin Adıyla Oku!’ Efendimiz vahyin bu ilk sözleriyle ter içinde kalmıştı. Kendini mağaranı dışına atmış, zorlukla Hira’dan aşağı inmişti. Bu ruh hali ile nereye gitmeliydi? Onu bu haliyle kim teskin edebilecekti? Elbette yoldaşı ve sırdaşı Hatice’sine gidebilirdi. Neden mi? Çünkü Hatice bir eş olarak Efendisine güven vermişti. Derken Efendimiz başından geçenleri Hatice’sine bir bir anlatmıştı. Hz. Hatice; ‘Asla endişelenme Ey Efendim! Allah Seni kesinlikle zayi etmeyecektir,’ demişti… Başımıza zor bir durum gelse, bizler bu zorluğu ilk olarak eşlerimizle mi paylaşırız yoksa en son mu onu haberdar ederiz? Ya da bir sorunlarımızı eşlerimizle paylaştığımızda haticevari bir metanet ile mi karşılaşırız yoksa söylediğimize pişman mı oluruz? Unutulmamalıdır ki tüm Müslümanlar tebliğ göreviyle mükelleftirler. Ancak tebliğ, hakkıyla temsil etmekle gerçekleşir. Rabbim hepimize bu aziz dini önce temsil edebilmeyi, sonra hakkıyla tebliğ edebilmeyi nasip eylesin.
Din
Sahabe İklimi - 2Muhammed Emin Yıldırım · Siyer Yayınları · 20181,396 okunma
Reklam
Puan vermedi·64 syf.··
2026 9. kitabı
Çehov’un 44 yıllık ömründe tamamladığı son öykü sayılan Nişanlı, evlilik arifesindeki genç bir kızın hayatı sorgulamasını ve zincirlerini kırarak özgürleşme sürecini anlatıyor. Rus feodal yapısının yarattığı aylak insan profilini yere yere bir hâl oldun be Pavlovic. Ne var yani sistem; kendilerini tembelliğin kucağına atmış insanları yarattıysa ve işe yaramazlıklarıyla mahalle kahvelerinde geceleyen binler yarattıysa, oğulları ve kızları kendilerinin laciverti olmaktan başka bir kapıya çıkamıyorsa 3-4 soy. Yazarken bile yalandan olumlayamıyorum bu tekdüzeliği. O yüzden ben de bu Akçadağlılardan hallice taşlama becerisine sahip Anton abimin düşüncesinden taşacağım. Herif 44 yıllık ömrünü bu cehaletin karşısında geçirmiş, bize biraz daha fazla yıllar vaat eden bu hayatı; sırtı emperyalizmin şatafatına dayayarak geçirmek yakışmaz. Bu az önce bahsettiğim genç kızımız işte ; eve Moskova'dan gelen akraba Saşa ile kendini bulma sürecine girer. İçinde annesinin karbon kopya hayatını yaşayacağının kaygısını, sezgisini duymaya başlar ve şüphe eder evliliğe bu kadar yaklaşmış ve görünürde en önemli kararını verecekken hayatının; ve işte en önemli kararını Saşa ile kaçmakla kendine yeni bir yelken açmakta bulur. Saşa onun için yeni kapılar da açabilen bir çilingir görevi görür yani. Saşa ile kaçmak diyince ona bağrı yanık da sırılsıklam peşinden gidiyor sanılmasın, Nadya kendini bulabileceği bir eşik yaşamaktadır sadece. O yüzden ismini ilk defa şu an , özgürlüğüne adım atarken anmayı tercih ettim, ismini unuttuğumdan değil yani. -Biz de yedik, yeseniz güzel olurdu.- Nadya Moskova'da kendi yolunu çizmeye çalışır, eğitim alıp kendini geliştirir, bir kere girmiştir çünkü o yola; köyüne dönüp nişanlısıyla evleneceği yoktur ya bu saatten sonra, o da ancak ailesine keskin bir ket
NişanlıAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20241,907 okunma
10/10
·448 syf.··
2026 57. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 12:42
Selamlarrrr Bugün sizlere çok merak ettiğim bir serinin ilk kitabıyla geldim. Özellikle bana yakın arkadaşım övdüğü için daha çok merak ediyordum seriyi. Haksız da sayılmazmış her bir sahnesine bayıla bayıla, düşe düşe okudum. Hele bir erkek karakterimiz var üffff Neyse tamam o beye ilerleyen satırlarda düşeceğiz zaten şimdiden cok yükselmeyip kitabın konusuna girelim birazcık. Lariasa annesi ve kardeşiyle 16. yy da yaşayan genç bir kadındır. Annesi bir şifacı olarak yıllarca insanların dertlerine hiçbir karşılık istemeden çare olmuştur. Ama babasının ölümünden sonra iki çocuğuna bakabilmek için köylülerden ufak tefek istekleri olmuştur. Daha önce karşılıksız yapılan işler, şimdi karşılığa dönünce köy halkı tarafından mimlenirler. Ve annesi cadı olarak adlandırılır tüm aile bir zindana kapatılarak türlü işkencelere maruz bırakırlar. En son, radde ise cadı avında hepsinin yakılması olacaktır. Tam yakılma anında Larina'nın çığlığıyla bambaşka bir evrene ve yüzyıla ışınlanıyoruz. Gözlerimizi açtığımızda ise hiç bilmediğimiz bir adamın kollarındayız. (Hiç bırakmasanız olur mu pek sevdik yerimizi de) As Valor Jarlan.. düşmüş krallığın kendini canavar olarak gören Prens'i.. (Bahtımıza düşeni gördünüz mü prens kendisi) Larina bu dünyada hem ailesini arayıp hem de kendisinin neden buraya getirildiğini çözmeye çalışır. Hiç bilmediği geçmiş ise kendisini derinden sarsacaktır. Özellikle oluşturulan evren, güçler, anlatılan yaratıklar ve lanetler o kadar farklı ve enteresandı ki ben çok sevdim. As' ın gücünü Larina için kontrol etme çabasına mest oldum. Bakın bu kitapta öyle bir erkek karakter okuyoruz ki hem "bunu sana kim yaptı erkeği" hem "kıskanç" hemde kadın karaktere bebek gibi davranıyor. (Daha Allah'tan belamızı mı isteyelim ) bakın çok net söylüyorum benim kitapta As
Tılsım ve Sis 1Seda Lena · Guardian Yayınları · 2025105 okunma
Kuru Gözle Çıkamadığım Kitap..
10/10
·304 syf.·
2026 87. kitabı
Ben nasıl bir kitap okudum arkadassss, içinde yok yok.. Sevgi, merhamet, acıma, inanç, kayboluş, yalnızlık, öfke, sessizlik, sevinç, huzur, umut.. Söyleyin bana kaç kitap tüm bu duyguları bağrında saklayabilir, kaç bahçe böyle çiçekleri gözlerinize serebilir, kac insan hepsini adım adım size sunabilir?.. Gözyaşlarıma hâkim olamadım.. arkada çalan "Rodrigo' nun gitar konçertosu" eşliğinde.. Meğer ne kadar acıkmışım duygu seline, beni boğacağını bile bile nasıl kulaç atmışım dalgalara, yine o suların yoğunluğunda nasıl da nefes alabilmişim, heyhat! Hayret.. Eseri okurken gözlerimin önüne gelen ayetlere ne demeli.. Tam sabrın tükeneceği yerde; "Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır." (İnşirah suresinin 5,6 Ayetlerinin yüreğime su serpmesi.. Eşlerin birbiri içinde uyumlarını gördükçe; aklıma gelen Rum süresinin 21. Ayeti.. "Kendileri ile huzur bulasınız diye size kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ile merhamet koyması da O'nun ayetlerindendir." Kitabı okurken sanki boğulma riski sonrasında dalgalar beni kıyıya vurmuş, güneş tepeden kızıllığını göstermiş, ben kıyıda sırt üstü uzanmış, gözlerimi hafifçe kısarak güne bakıyorum.. derin ve aralıksız nefes alıyorum, ellerim kumların sıcaklığını okşarken yaşadığıma sonsuz hamd senâlar ediyorum, çünkü bu eserden kuru bir gözle, hafif kıvrılmayan bir dudakla, heyecanla atmayan bir kalple çıkamayacağınıza kefil olabilirim.. #Umut serisi denen bu eserin öncesinde yazarın Yusuf Yüzlü Demir Yürekli kitabıyla tanışmama vesile olan hayatıma soğuk bir kış günü ellerim soğuktan titrercesine usurken, ve çaresizce gözlerim boşluğu tararken güneş gibi doğan esraSultan'ıma çok teşekkür ederim.. kış soğuğunda güneşin değeri ne ise, ya da harlı bir odun ateşinin yüzüme vuran sıcaklığı ne ise, EsraSultan'ında küçücük çocuk
Asi ve MaviŞeyma Demir · Dokuz Yayınları · 2019591 okunma
Sapıkça davranışları normalleştirmeyin
Puan vermedi·%22 (108/480 syf.)·
Açıkçası bu kitaptan gerçekten de yüksek bir beklentim vardı ve bunun en büyük sebebi de Damla'nın (samimiokur) bu kitabı çok beğenmiş olmasıydı. Maalesef pek de düşündüğüm gibi çıkmadı. Belki ilerleyen sayfalarda daha ilgi çekici oluyordur ancak sabredemeyeceğime karar verdim. Yarım bırakmama sebep olan şeylerden bahsedeceğim, belki birileri için yararlı olur. Dikkatimi çeken ilk şey yazarın anlatımıydı. Cümleleri genellikle "şu olduğunda bu oldu" şeklinde kurmuş. Daha anlaşılır olması için birkaç örnek: 1. Çatık bakışlarım onu bulduğunda ürperdim. 2. Karşısında aptal gibi durduğumu anlayıp, kendime öfkelendiğimde elimdeki kalemi tezgahın üzerine bırakıp başımı dikleştirdim. 3. Duyduklarımla dudaklarım aralandığında nefesim kesildi. Yazar bence "ve" kelimesinden nefret ediyor. Bu tarzda kurduğu cümlelerin çoğunda "ve" kullanmış olsaydı çok daha akıcı ve güzel bir anlatım yakalayabilirdi diye düşünüyorum, en azından benim için. Tercih ettiği anlatım beni rahatsız etti, çok gereksiz buldum ve bazı noktalarda anlam da bozulmuştu. Bir örnek: Kaşlarım çatılıp alnımın ortasında ince bir çizginin oluşmasına neden olduğunda, parmaklarımın arasında duran zarfın maksadını çözemedim. Kaşların çatıldığı için mi zarfın maksadını çözemedin yoksa zarfın maksadını çözemediğin için mi kaşların çatıldı? Mantıkken ikinci seçeneğin olması gerekiyor, öyleyse burada cümlelerin sırası yanlış. Sonrasında her şeyin renginden bahsedilmesi var. Bordo kadife kumaş, çizim defterinin kırmızı kapağı, giydikleri her bir kıyafet, Berna ablanın yeşil kazağı, Ekrem amcanın kahverengi gözleri... Karşımıza çıkan neredeyse herkesin göz ve saç rengini biliyoruz. Bazen de aynı şeyin renginden birden fazla kere bahsediliyordu. Feray her tayt giydiğinde taytın renginin siyah olduğundan
Persona 1: KaranlıkAsena Nişikli · Pukka Yayınları · 2024437 okunma
Reklam
Reklam