Anneler günü, babalar günü, dünya kız çocukları günü vs. vs. böyle günleri sosyal medyadan paylaşan, dolu dolu sevgi içerikli sözler yazan, iyililerle, canımlarla, cicimlerle paylaşan hiçkimseyi asla anlayamayacağım. Arkadaşlar sizin anneniz, babanız, evladınız sağ ve yaşıyorsa yanıbaşınızdaysa hayat size tabiki çok güzeldir. Peki ya hiç olmayan, hasretini çeken onca insan, onca yetim, öksüz çocuk varken nasıl bu kadar hissizce empatiden yoksun bir şekilde, duyarsızca paylaşabiliyorsunuz Sevginiz size kalsın, düşüncesizce insanların gözüne gözüne sokmak ne kadar doğru Allah aşkına?
Bu kız Rusça öğrenmeye başladı Allah'ım çok şükür ya rebbbiiim. Tatili bekliyordum ve bu gün artık o gün umarım iyice öğrenirim yaa
Hayata Dair
Reklam
Bir Emevi mirası: Sorumluluğu Allah'a atmak
Kur'an'da anlatılan "kader" kozmoloji için konan ölçüleri-yasaları ifade eder. 1 Bu bağlamda insanın kaderi de "özgür iradesi ile yaptığı seçimler" ekseninde ölçülendirilir. 2  Bu sebepledir ki seçimlerimizin sonuçlarının getirdiği sorumlulukları vardır. İşte bu sorumluluklardan kaçınmak isteyenler kendi tercihlerinin, kararlarının yol açtığı sorunlarla yüzleşmekten kaçmanın yolu olarak tüm bunların kendileri dışındaki faktörleri sonucu olduğunu bunun önceden belirlenmiş bir plan/kader olduğunu iddia ederler. Özellikle de sorumluluk toplumsal ise yani siyasi liderler kendi sorumluluklarındaki eylemleri meşrulaştırmak, bu icraatları sorgulatmamak için "Biz yapmıyoruz; bunları bize Allah yaptırıyor" derler. Bu tarihin en eski siyasi manipülasyonudur: Allah'ı kendine kalkan edinip, sorumluyken kendilerini sorgulanamaz kılmak… Yöneticilerin kaderi kullanıp Allah'ı istismar etme taktiklerinin Müslümanların tarihindeki ilk izdüşümünü Muaviye'de rastlıyoruz.  Peygamberimizin arkadaşlarından Hucr b. Adiy'i Hz. Ali taraftarı olduğu için öldüren Muaviye, tepkiler karşısında zor durumdaydı. "Biz yapmadık, Allah yaptırdı bize" diyerek kendisini sorgulanamaz kılmaya çalışmıştı. Emevilerle birlikte "Zillullahi fi'l-Arz" (Allah'ın yeryüzündeki gölgesi) ve "Sultânullahi fi Arzihî" (Allah'ın yeryüzündeki gücü) gibi sıfatlarla kutsallık kazandırılıyor, sultanların her icraatı, Allah adına sayılıyor dolayısıyla eleştirilemiyordu. Çünkü bu yapan, Allah adına(!) iş yapan birisiydi. Muaviye'den sonra yerine sultan olarak varis bıraktığı Yezid döneminde Kerbela, Harre gibi travmatik katliamlarına, kadınlara tecavüzlere, yağma ve yolsuzluklara vb. büyük yıkımlarına gerekçe olarak bunların Allah'ın önceden belirlediği planı/kaderi olduğunu camilerden vaaz ettirmişti.  Bir başka Emevi
Alıntı
ZULÜM ALLAH'TAN MI GELİR: Dımaşkî - İktidar ve Kader
Hicrî 125 (M.S. 743) yılına yaklaşırken Şam’da, Bâb el-Ferâdîs “Cennet Kapısı” denilen kuzey sur kapısının önünde bir kalabalık toplanmıştı. Kapının altında, az sonra idam edilecek, elleri ve ayakları kesilmiş bir adam vardı; bazı rivayetlere göre, son sözünü söyleyemesin diye dili de kesilmişti. Yanında, bir zamanlar adaletiyle ünlü Halife Ömer b. Abdülaziz’in muhafızlığını yapmış olan müridi Sâlih b. Süveyd duruyordu, o da asılacaktı. İnfazı emreden, dönemin güçlü hükümdarı Hişâm b. Abdülmelik’ti. Asılan adamın adı Gaylân ed-Dımaşkî’ydi. Suçu bir isyan, suikast ya da ihanet değildi. Suçu, tek bir cümleydi: “İnsan, yaptığından kendisi sorumludur.” Bugün bize sıradan bir hakikat gibi görünen bu cümle, sekizinci yüzyıl Şam’ında bir adamın hayatına mal oldu. Çünkü o cümlenin arkasında, düzeni sarsabilecek bir cümle gizliydi: Eğer insan yaptığından sorumluysa, halife de yaptığından sorumludur ve zulüm “Allah böyle takdir etti” diyerek meşrulaştırılamaz. ŞAM’IN KÂTİBİ, SARAYIN İÇİNDEKİ YABANCI Gaylân ed-Dımaşkî’nin hayatına dair elimizdeki bilgiler sınırlı ve yer yer tartışmalıdır. Tam adıyla Ebû Mervân Gaylân b. Müslim, nisbesiyle el-Kıbtî ed-Dımaşkî, muhtemelen Mısırlı bir Kıptî ya da Himyer’in Kıbt koluna mensup bir aileden geliyordu. Her halükârda Arap aristokrasisinin dışında, mevâlî (azatlı) tabakasına mensuptu. Babasının Emevî hanedanına bağlı bir azatlı (yani köleliği sona erdirilmiş kimse) olduğu aktarılır. Kendisi ise Şam’da, imparatorluğun kalbinde, devlet kâtipliği yapıyordu. Kaynaklar onu, Abdülmelik b. Mervân’ın oğlu Saîd’e öğretmenlik yapacak kadar saraya yakın gösterir. Daha da önemlisi, sonradan “İslâm’ın en âdil halifesi” diye anılacak olan Ömer b. Abdülaziz onu yanına almış, vaazlarını dinlemiş ve bazı reformlarda ona dayanmıştı. ADALET SÖZ DEĞİL,
Alıntı
'Benim için artık çok geç deme. Allah için imkansız diye bir şey yoktur. O, kupkuru topraktan çiçekler açtırdığı gibi, senin kurumuş umutlarını da yeşertebilir. Sen sadece 'Ya Rabbi' de, gerisini O'nun eşsiz sanatına bırak.
Alıntı
Kir nasıl temizlenir İnsan dokunduğu her şeyi kirletmiştir bugüne kadar Kinyas ve kayra-Hakan Günday Merve ͜͜͡͡✯Merve ͜͜͡͡✯ 1000k ailesinin saygıdeğer üyesi Merve hanım ve hepinize selamlar saygılar olsun saygıdeğer hanım efendi insan dokunduğu her şeyi kirletmiştir diyerek müşrik ve münafıkların özelliklerini belirtir Peygamberimize uymak ona biat etmek insana pek çok şey öğretirken aynı zamanda bize fetih ve hidayet kapısını açacaktır kirden arınabilmek için ya ebu talib olacağız yada tam bir muhammedi Can Yücel bir müminin özelliğini şu dizede çok güzel belirtir Yalnızlığım benim çoğul türkülerim Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi iyi bir müminin özelliğidir halil ve habib olabilmek bunun içinde sadakat vefa yalansız bir hayat gerekir insana Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh Allâh Rasûlü SAV in Allahım bu dini ya ömer yada cehille büyült destekle dediği büyük ve adalet sahibi sahabedir onun yolculuğu kirden nasıl arındığının taha suresi ile nasıl temizlendiğinin ibretli öyküsüdür yeni dinin geldiğini öğrenenler Hz Muhammedi öldürmek için planlar kuruyordu Hz Musa soruyor Kirliden temizi kim çıkarabilir deki bunu ancak Kuvvet ve güç sahibi olan Azze ve celle başarabilir Hz Ömer peygamberimizden on üç yaş büyüktür onu adalet sahibi edip islam ile şereflendiren Hakka hamd olsun
Din

Merve ͜͜͡͡✯

@_Kustumcicegi_
·
İnsan dokunduğu her şeyi kirletmiştir bugüne kadar.
Sayfa 117 - Kayra·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam