''Ebedi bir uykuda, ebedi düşler vardır. Cennet, düşlerin olduğu yerde değil midir? Sadece, bir düş bitip diğeri başlayacak işte.'' Ölüm ise ona, ''Ama bu uykudan asla uyanamayacaksın '' dedi. ''Asla sabah olmayacak, asla güneş doğmayacak, gözlerin asla açılmayacak.'' İhtiyar ise, ''Cenneti görmemiz için gözlerimizi açmamız değil, belki de kapamamız gerekir.'' diye cevap verdi.
Sanki sahneden inmişler, oyun sonrasının yorgunluğu içinde, omuzlarını kısarak karanlığa, hayatın onları bir silkeleyişle attığı yere doğru yürüyorlardı. Yavan mutluluklarla oyalanan yüreklerin yokmuş gibi davrandıkları alaca bir hayat alanıydı yürüdükleri yer. Kimse orada nasıl yaşanır bilmek istemiyordu.