Yagmurman

Aman tadımız kaçmasın Alirızabey şeysi.)
9/10
·200 syf.··
2026 4. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 01:10
Şermin Yaşar’ın Söyleme Bilmesinler kitabını bitirdiğimde bir süre öylece koltukta kaldım, kitabı kapatıp kucağıma koydum ve kendi ailemi düşündüm. Hani bazı kitaplar vardır ya, sadece bir hikâye anlatmaz, sanki sizin evin salonuna girer de o köşedeki halının altına süpürdüğünüz her şeyi ortaya döker; işte bu kitap tam olarak öyle. Açıkçası Şermin Yaşar’ı hep o neşeli, çocuk edebiyatıyla iç içe olan haliyle tanıyoruz ama bu kitapta bambaşka, çok daha olgun ve biraz da "can yakan" bir kalemle karşılaştım. Okurken yer yer boğazım düğümlendi. Kitabın ismi zaten her şeyi özetliyor. "El âlem ne der?", "Aman tadımız kaçmasın", "Söyleme bilmesinler..." Bu cümlelerin bir aileyi nasıl içten içe çürüttüğünü görüyorsunuz. Karakterlerin hepsi o kadar bizden ki; annemden, teyzemden, alt komşumuzdan birer parça buldum hepsinde.
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·512 syf.··
2026 1. kitabı
·
143 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2026 10:14
Kristin Hannah’ın Kış Bahçesi adlı romanı, yüzeyde iki kız kardeşin, Meredith ve Nina'nın anneleriyle olan ilişkisini işlerken, aslında çok daha derin bir duygusal yolculuğa çıkarıyor okuru. Kitap, birbirlerinden çok farklı iki kadın olan Meredith ve Nina'nın yaşamlarını, onların geçmişleriyle bağlantılı olarak şekillendiriyor. Meredith, ailesinin işlerini devralmış ve evde kalmayı tercih eden bir anne ve eşken; Nina ise hayallerinin peşinden giden, dünyadaki yıkımı ve sefaletin fotoğraflarını çeken bir savaş muhabiri. Babalarının hastalığıyla birlikte, iki kardeşin yolculuğu başlar. Ancak, babalarının son isteği, onları geçmişin derinliklerine çeker: Annelerinin, "Köylü Kızı ve Prens" masalının devamını anlatması. Bu, bizi bekleyen bir dönüşümün, bir sırrın kapısını aralar. Kitap, iki ana zaman diliminde şekilleniyor: Biri, kız kardeşlerin mevcut hayatlarını anlatırken; diğeri ise annelerinin geçmişine dair “Köylü Kızı ve Prens” masalının parçalarıyla örülü. İlk başlarda, özellikle 300 sayfa boyunca, annelerinin hikayesinin izlerini görmek yerine, Meredith ve Nina’nın kişisel yaşamlarına dair, annelerinin etkisiyle şekillenen travmalarına odaklanıyoruz. Bu süreçte, merakınızı diri tutmak için sabır göstermeniz gerekiyor. Fakat, tam da bu noktada yazarın derin anlatımına bağlanıyor, çünkü masalın devamını okudukça her şey bir araya geliyor ve okurun gözleri açılıyor. Ve işte, kitabın dönüm noktası: son 100 sayfa… Savaşın yıkıcı etkilerini, soğuğu, açlığı hissettiren, yıkılan hayalleri ve bir annenin fedakarlığını daha derinden hissettiğimiz bu bölüm, Kış Bahçesi’nin zirveye çıktığı yer. O noktada, ilk başta anlamlandıramadığınız tüm bağlantılar çözüme kavuşuyor ve okuyucuyu adeta içine çekiyor. Detaylarla şekillenen kurgu, her bir sayfada daha da gerçekçi hale
Kış BahçesiKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 20166bin okunma
Puan vermedi
Jane Austen’ın kaleminden çıkan Emma, bir aşk hikâyesi ve insan doğasının, toplumsal sınıfların ve bireysel gelişimin zarif ve ironik bir anlatımıdır. Roman boyunca karakterlerin iç dünyasına ince bir mizahla dokunan Austen, özellikle Emma Woodhouse karakteriyle unutulmaz bir edebi figür çıkarılmış Emma, “dünyada kendi kadar zeki başka kimsenin olmadığını düşünen” genç bir kadındır. Kitabın ilk satırlarında şöyle tanımlanır: “Emma Woodhouse, güzel, zeki ve zengin; rahat bir evi ve neşeli bir yaradılışı vardı ve görünürde büyük bir sıkıntısı da yoktu.” Bu satırlar, Emma’nın ayrıcalıklı konumunu ve özgüvenli tavrını özetler. Ancak Austen, bu özelliklerin ardında yatan saflığı, deneyimsizliği ve kimi zaman kibirli bakış açısını incelikle eleştirir. Emma’nın kendini evlilik kâhini ilan etmesi, Harriet Smith ile ilgili giriştiği eşleştirme çabaları, dönemin sosyal yapısına bir ayna tutarken aynı zamanda karakterin olgunlaşma sürecine de ışık tutar. Roman boyunca Emma’nın hatalar yapması, başkalarının hayatlarına fazlaca karışması ve zamanla kendi duygularını anlamaya başlaması, onu sadece bir karakter değil, aynı zamanda bir insan olarak tanımamıza olanak tanır. Austen, bu süreci öyle ustalıkla işler ki Emma’nın değişimini biz de kendi iç dünyamızda hissederiz. Mr. Knightley’nin ona söylediği şu söz, karakter gelişiminin doruk noktalarından biridir: “Kendini bir an bile benim gözümde küçülttüğünü gördüysem, seni şimdi olduğundan çok daha erken sevmeye başlamış olurdum.” Austen’ın dili her zamanki gibi zarif, ironik ve ölçülüdür. Emma’nın hatalarından ders alması, aşkı tanıması ve sonunda kendini gerçekten tanıması, okura tatmin edici bir sona ulaşma hissi verir. Roman, kadın karakterlerin güçlü iç dünyalarını yansıttığı kadar, sınıf ayrımcılığı, toplumsal beklentiler
EmmaJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202014,1bin okunma
Toprak Ana'ya dair
9/10
·136 syf.··
2025 7. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2025 19:27
Toprak Ana'yı okurken içime öyle bir hüzün çöktü ki, satırların arasında kendi yüreğimin sesini duyar gibi oldum. Cengiz Aytmatov, kelimeleriyle adeta ruhuma dokundu, beni o dönemin acılarına, umutlarına ve yıkımlarına ortak etti. Her bir kelime, her bir cümle kalbime işledi sanki... O savaşın, o korkunç yıkımın ortasında çocuklarını bir bir toprağa veren bir annenin çığlığını duyuyorsunuz. İçim parçalandı her bir kayıpta. Bir anne olarak, onun acısını derinden hissettim. Evlatlarını cepheye gönderirken içindeki o korku, o gurur ve ardından gelen o dayanılmaz boşluk... Sanki yanı başındaymışım da onunla beraber ağlıyormuşum gibi hissettim. Aytmatov'un tasvirleri o kadar gerçekçiydi ki, Talas Vadisi'nin o verimli topraklarını, tarladaki ekinlerin kokusunu ve köyün sessizliğini adeta içime çektim. Toprak Ana'ya olan inancına hayran kaldım. O, tüm acılara rağmen ayakta kalmaya, hayatı sürdürmeye çalışan bir simgeydi benim için. Toprak Ana, sadece bir annenin hikayesi , aynı zamanda savaşın insanlık üzerindeki yıkıcı etkisini anlatan evrensel bir destan gibiydi. Kitapta geçen her bir karakter, o dönemin bir parçasıydı ve onların trajedileri içimi burktu. Savaşın sadece cephede değil, cephe gerisinde kalanların hayatlarında da ne büyük yaralar açtığını gözlerimle görür gibi oldum. Aytmatov, Toprak Ana metaforuyla öyle güzel bir bağ kurmuş ki, toprak sadece üzerinde yaşadığımız bir yer olmaktan çıkıp adeta canlı bir varlığa, tüm acıları gören, tüm umutları taşıyan bir anaya dönüşüyor. Bu, beni derinden etkiledi. "Toprak ana, sen nelere kadirsin! Sen nelere dayanabilirsin! Yeter ki insanoğlu senin bağrından koparıp aldığına sahip çıksın, onu esirgesin..." Bu alıntı, Toprak Ana'nın sonsuz sabrını ve insanlığa olan inancını öyle güzel anlatıyor ki, okurken içim
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,8bin okunma
9/10
·192 syf.··
2025 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2025 11:31
"Simyacı" kitabı, çok uzun seneler önce okuduğum ve beni derinden etkileyen bir başyapıt. Şimdi, tekrar okuma fırsatım olduğu için gerçekten çok mutluyum. Paulo Coelho'nun bu eseri, sadece bir hikaye anlatmaktan öte, insan ruhuna dokunan, hayatı ve hedefleri sorgulatan bir yolculuk sunuyor. Kitap, Endülüs’teki bir çobanın, Santiago'nun, kendi "kişisel efsanesini" bulma çabası üzerine kurulu. Santiago'nun içsel yolculuğu, okuyucuya hayatın amacını keşfetme, cesur adımlar atma ve içindeki gücü keşfetme konusunda derin bir ilham veriyor. Simya metaforları ve evrensel sembollerle bezenmiş bu anlatı, sadece bireysel bir başarı öyküsüne değil, aynı zamanda tüm insanlığın ortak paydası olan bir dönüşüm sürecine de ışık tutuyor. Kitabı bir kez daha okurken, zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Coelho'nun sade ve etkileyici dili, anlatımındaki derinlik, ve her satırda hissettirdiği evrensel mesajlarla birleşerek beni yeniden etkisi altına aldı. Santiago'nun yola çıkarken yaşadığı tereddütler, zorluklar ve sonunda elde ettiği bilgelik, aslında hepimizin içsel bir yolculuğunun yansıması gibi.
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,4bin okunma