Elime aldığım ilk andan itibaren hikayesine kapıldığım, pek zor olmayan bir dille yazılmış çarpıcı bir romandı.
Okumayı dahi kaldıramadığım şeylerin gerçekliğinin orada bir yerlerde olduğunu kitap daima hissettiriyor. “Ben bir kurguyum, öyle miyim sence de? Belki değilimdir.” diyor kitap. Ve bunu duymak bu kitabı okuma sürecini sizin için biraz ağrılı kılabilir.
Önyargılı olduğum toprakları kafamdakinden çok farklı bir anlatıyla gezdim. Kendi duvarlarımı yıkamasam da o duvarların ötesine bakma şansı tanıdı bu kitap bana.
Öyle zamanlar oldu ki içimi gerçekten acıttığı için kitabı yarım bırakmayı düşündüm. Ama biliyorum, hiçbir kitap böyle bir sonu hak etmez. O yüzden devam ettim.
Emir’e çok saydım, sövdüm. Zaman zaman nefret etmiş bile olabilirim. Kitabı daha önce okumuş olan annem bana ‘O da o zamanlar bir çocukmuş.’ dediğinde zalimliği yapana kızarken ne kadar zalim olabildiğimi gördüm ve kendime kızdım.
Hasan’a çok kızdım. Böylesine bir bağlılıkla Emir’i sevdiği için. “Neden ona kızmıyor, neden isyan etmiyor?” diye çok düşündüm. Bunun cevabını hala bulabilmiş değilim.
Bu kitabın beni neden bu kadar korkuttuğunu, nasıl bu kadar canımı sıktığını kitabın sonuna doğru anladım.
Emir’den farksızdım.
Emir’e kızdığım her seferinde kendime kızdım, ona ettiğim her hakaret kendimeydi.