Büyükannemin ilginç bir teorisi vardı:
Hepimiz, içimizde bir kutu kibritle doğarız. Ama tek başımıza
bunu yakamayız. Deneyde görüldüğü gibi oksijene ve mum
alevine ihtiyacımız vardır. Örneğin, oksijen, sevdiğimiz insanın
nefesinden gelebilir. Mum aleviyse güzel bir yemek, müzik,
okşamalar ya da güzel sözlerdir. Bunlardan biri parlamaya
neden olur ve içimizdeki kibritlerden birini yakar. Bir an yoğun
bir heyecan hissederiz. İçimize çok hoş bir sıcaklık yayılır.
Kitapsız, çiçeksiz, hayvansız, vicdansız, doğrusuz insandan
uzak dur.
Umudu öldürüp, nefreti toprağa dikmek isteyenlerden
uzak dur.
Hayatı sadece ideoloji ve düşünce olarak görenden uzak dur.
Mutlu olmanı, sorgulamanı, düşünebilmeni kendilerine
yapılmış bir tehdit olarak görenlerden uzak dur.
Kendilerine duydukları yabancılık yüzünden karşısındakini
kötü bilenlerden uzak dur.
Nefreti evinin kapısına koyan, artık her dışarı çıktığında
avucunda nefret taşıyanlardan uzak dur.
İnsan hayatına olan saygısızlığı bir övünç madalyası gibi,
gurur mekanizması gibi görenlerden uzak dur.
Kelimeleri özenle seçmeyen, her cümlesi biat olan, her
sözcüğü toz olandan uzak dur.
Sesinin tonu kalbinin tonundan çok olanlardan uzak dur.
Çünkü neye çok yaklaşırsan, neyi çok biriktirirsen, ona
dönüşürsün.
Özgürleşmek zor bir iştir, çirkin bir iştir, çetrefillidir, yollan engebelidir.
Bu dünyada bir kadınsanız özgürlük yolu dağlarla, çöllerle, aşılması ası güç nehirlerle doludur.
Hayat, kısa kısa öykülerin toplamıdır Her zaman her öykünün mutlu bitmesini bekleme... Önemli olan nasıl bittiği değil,
öykünün kendisidir... Öykülere inan