Konstantın, Hıristiyan dinini serbest bıraktıktan sonra, çâresiz olarak günün birinde resmi din olarak da kabül etti ve bütün Roma tebaası, topu birden vatandaş hakkına sahip oldular. Romalı, yâni Rüm sayıldılar. Konstantin ve hânedanı hükümrân olduğu müddetçe İstanbul'da her şey Roma tarzındaydı. Lisan, kanunlar, merâsim vesâire gibi... Lâkin Hıristiyanlık durmadan ortalığı sarıyordu. Hânedan değişip de birinci ve ikinci Teodos zamanında siyâset de değişince Roma'nın şarkında yâni Anadolu'da, Rumeli'de Rumca yayılmış lisan olduğu için devlet de “bizim tâbirimizle” Rumlaştı. Fakat gariptir ki Rumlaştı demek, Romalılaştı demektir. İşte İslâmiyet'in zuhürunda, Arap hançeresinde o harfi olmadığı için, u harfinin ifâdesiyle Roma'ya Rüm denilerek cenupta yerleşene Arapların nazarında Şimalde bulunan imparatorluğun ismi Rûm Kayserliği ve memleketi Rüm diyârı olarak kaldı. Rüm kelimesi onlardan da bize intikâl etti.