"Merhaba" demenin, "seni seviyorum" demenin birden fazla yolu var; "özgürlük" demenin ise hiçbir yolu yok. Çok boyutlu, çok duyumlu deneyimimizi tek bir sözcüğe indirgediğimiz anda, bizi çevreleyen sonsuz zenginliği bozmuş, insanoğlunun hayal gücünü iğdiş etmiş ve totaliter bir düzeni zorla kabul etmiş oluyoruz.
Dünyayı sözcüklerle tutsak ettik. Bu süreçte biz de, kendi sözcüklerimizin tutsağı olduk.
Sessizlik sözlerin yokluğu demek değildir. Doldurulması gereken bir boşluk değildir o. Sessizlik sözcüğü bile yanlış. Ozanlar, sessizliğin seslerine kulak verirler.
Sözcükler ,.. emperyalizmin yeni ele geçirdiği toprakların üzerine diktiği fetih bayraklarından farksız. Uzayın sonsuzluklarına doğru açıldığımız yeni çevreyi çarçabuk belirliyor ve düzenliyorlar. Bu da insan zihnini, kuşaklar boyunca sürecek standart bir düzene sokuyor. Dünya ve evren değişiyor, sözcükler değişmiyor. Zihinsel paradigma, her zaman en son değişen şey olarak giderek gerisinde kalıyor yaşantımızın.