9/10
·368 syf.··
2026 21. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 03:13
madam bovary okurken kendimi emma’ya beklediğimden çok daha yakın hissettim. çünkü emma’nın asıl derdinin aşk olmadığını düşünüyorum. o sürekli yeni bir aşka koşuyor, bir sonraki insanın hayatındaki boşluğu dolduracağını sanıyor ama bence aslında aradığı şey bir sevgili değil. içinde gerçekleştiremediği, bir türlü ulaşamadığı daha büyük bir hayatın özlemini çekiyor. bu yüzden emma’ya kızmakta zorlandım. evet, zaman zaman inanılmaz derecede düşüncesiz ve bencil davranıyor ve aynı zamanda sürekli “bu mu yani?” hissiyle yaşayan biri. hayatın ona vaat ettiğinden daha fazlasını istediği için durmadan yeni heyecanların peşine düşüyor. sorun şu ki o heyecanların hiçbirinde aradığı şey yok. kitap boyunca emma’nın her yeni aşkı büyük bir çözüm gibi görüp birkaç sayfa sonra yine mutsuz olmasını izlemek biraz benim internet alışverişi alışkanlıklarıma benzedi. “bir sonraki şey kesin beni mutlu edecek.” sonuç: yine aynı boşluk. flaubert’in dili ve karakterleri inanılmaz güçlüydü. emma’yı hem anlamak hem de zaman zaman saçını başını yolmak istedim. kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey bir aşk hikâyesinden çok, insanın kendi içindeki eksikliği dışarıda aramasının ne kadar yorucu olduğu oldu.
Madam BovaryGustave Flaubert · Ema Yayınları · 201740,9bin okunma
Puan vermedi·303 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:30
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Albert Camus “Veba” oldu. Yazardan bugüne kadar okuduğum en akıcı ve özümsemesi en rahat romandı. Cezayir'in Oran kasabasında bir hastalık salgını baş gösterir. Fare leşleri kasabanın sokaklarında rastlanır. Bir zaman sonra leşlerin çoğalmasıyla insanların korkusu ve huzursuzluğu artmaya başlar. Ve anlaşılır ki kasaba halkı bir veba salgınıyla karşı karşıyadır. Şehrin karantinaya alınmasıyla insanlar, bir yandan salgınla boğuşma bir yandan sevdiklerini görememe hatta cenazelerine bile katılamama, ölüm korkusu sarar. Camus, romanda “umutsuzluğa kapılma”yı değil, ölümün her an gelebileceğine birlik ve beraberlikle umudu yeşerterek yaşamdan vazgeçmemeye dikkat çeker. Geçmiş çağlarda bu salgınlar yaşandı elbet ama yakın tarihimizde evet koronavirüs salgını bizlerinde ne yazık ki tecrübe ettiği, karantina altına girdiğimiz zamanları hatırlattı bana. Okurken o sıkışmışlığı hissetmek, hem psikolojik hem ekonomik buhranları, endişe dolu anları tekrar anımsamak acıttı. #kitapalıntıları &Bir savaş patladığında insanlar, “uzun sürmez bu, çok aptalca!” derler. Ve kuşkusuz bir savaş çok aptalcadır, ancak bu onun uzun sürmesini engellemez. &Felaket insana yakışmaz, onun için felaket gerçekdışıdır, geçip gidecek kötü bir rüyadır, denir. Ancak her zaman da geçip gitmez... &Kendilerini özgür sanıyorlardı, oysa felaketler oldukça kimse asla özgür olmayacak. &Evet sürekli olarak içimizde taşıdığımız o boşluk, o belirgin heyecan, mantıksızca geriye dönme ya da zamanın akışını hızlandırma isteği, belleğin o yanan okları; işte buydu sürgün duygusu. &Dünyadaki kötülük neredeyse her zaman cehaletten kaynaklanır ve eğer aydınlatılmamışsa, iyi niyet de kötülük kadar zarar verebilir.
Edebiyat & Roman
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202024,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·
Bir ilaç aldığınızı ve tüm kötü anılarınızdan kurtulduğunuzu düşünün. Güzel olur muydu? Ne dersiniz? İşte okuduğum kitap bize bunun hikayesini anlatıyor. Ana karakterimiz Bom unutmayı, reddediyor, anılarından kurtulmamak için bütün çabasıyla elinden geleni yapıyor. Bu esnada Natasha ile tanışıp bir süreliğine hafıza temizlemeye yarayan ilaçların dağıtılması için gönüllü oluyor ve karşılığında da ömür boyu hatıralarını saklamayı vaat olarak alıyor. Bakalım işler yolunda gidecek mi? Bom çok sevdiği dedesinin hatırasını ömrü boyunca saklayabilecek mi? Kitap boyunca yakın geleceğe dair çok fazla soru oluştu zihnimde: "Her zaman mutlu anıları mı hatırlamalıyız?" , "Sevdiğimiz şeyler için her zaman mücadele mi etmeliyiz?", "Modern dünyada biz insanlar birer av mıyız?" , "Yakın geleceği anlatan ütopik/distopik romanlarda neden hep statüler var?" ve "Biz bu sınıfsal ayrılıklardan (ayrıcalıklılar - sıradanlar) kurtulamayacak mıyız?"... Dağınık kurgusu ve yazım yanlışlarına rağmen oldukça sürükleyici ve güzel bir kitaptı. Kore edebiyatının kendine has sürprizleri ve tesadüfleri hikayenin akışı bambaşka noktalara taşıdı. Romanda anlatılanların gerekçesi ise son bölümde açıklığa kavuşturulmuş. Zihnimde hep dizi olarak hayal ettim. Kim bilir belki bir gün ekranlarda dizi olarak karşımıza çıkar. Kore edebiyatı ve distopik kitaplar seven bir gençseniz gönül rahatlığıyla tavsiyemdir.
Hafıza BakımıBora Jin · Yuzu Kitap · 202558 okunma
Bilmen Tefsiri'nin Tefsir Literatüründeki Yeri
Puan vermedi·
Prof. Dr. Şükrü Arslan'ın ''Bilmen Tefsiri'nin Tefsir Literatüründeki Yeri'' isimli makalesini burada paylaşıyorum. Umarım okuyacak olan, okumayı düşünen kişilere faydalı olur. Özet Ö. N. Bilmen, Osmanlıların son döneminde yetişmiş, hayatının müsmir çağını Cumhuriyet döneminde yaşamıştır. O, Cumhuriyetin ilk çeyrek asrını aşkın zamandaki durumu ve nasıl bir tefsire ihtiyaç duyulduğunu iyi tesbit etmiş olmalıdır. Zamanı iyi okuyan Bilmen, tefsirini günün ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde kaleme almış, uzmanlık alanına giren hususlara fazla yer vermemiştir. Bu sebeple Bilmen Tefsiri’nde farklı yorumlar, rivayetlerdeki senet ve tenkitleri, fıkhî ve kelamî ihtilaflar, kıraat farklılıkları vs. bazı istisnalar dışında görülmez. Kanaatimizce Kur’an’ın ne dediğini öğrenmek isteyen sade insanımız için gayet faydalı bir tefsirdir. Fakat ne yazık ki dili yazıldığı zamana değil, müfessirin yetiştiği döneme aittir. Biz, kısaca “Bilmen Tefsiri” olarak adlandırdığımız merhum Ömer Nasûhi Bilmen Hoca Efendi’nin tefsirini önce genel hatlarıyla tanıtmaya sonra da tefsir literatüründeki yerini tesbite çalışacağız. Öncelikle belirtmemiz gereken hususlardan biri şudur: Bilmen Tefsirini incelememiz, Bilmen Yayınevi tarafından neşredilen, basım tarihi ve kaçıncı basım olduğu belirtilmeyen, orta boy, sekiz cilt, 4136 sayfa olarak İstanbul’da basılan nüsha üzerinde yapılmıştır. Bilmen Tefsiri’nin tam adı, “Kur’an-ı Kerim’in Türkçe Meâl-i Âlisi ve Tefsiri”dir. Bilmen Tefsiri ve Özellikleri Bilmen Hoca Efendi, tefsirine yazdığı üç sayfalık özlü mukaddimesinde Kur’an-ı Kerim’in kısa tanıtımı, önemi, tüm insanlara hidayet rehberi oluşu, tefsir ve tercümesine olan ihtiyaç, tercüme ve meâl arasındaki fark, İslâm’ın başlangıcından itibaren müslümanların Kur’an’ı anlamak için
Alıntı
Kur'an-ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri (7 Cilt Takım)Ömer Nasuhi Bilmen · Kitap Kalbi Yayıncılık · 202297 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 21. kitabı
Yıldızlara Yakın, adının hakkını veren; merhamete, dürüstlüğe, en çok da iyiliğin gücüne yakın duran şahane bir başarı hikayesi. Okurken hem gözlerinizi dolduracak hem de içinizi umutla kaplayacak cinsten. Özellikle ilkokul son sınıf ve ortaokul çağındaki çocukların vizyon geliştirmesi, empati kazanması ve hayata daha güçlü tutunması için kesinlikle kütüphanelerinde yer alması gereken bir başyapıt. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Yıldızlara YakınMetin Özdamarlar · Timaş İlk Genç Yayınları · 2025661 okunma
10/10
·224 syf.··
2026 6. kitabı
Sultan II. Abdülhamid’in 33 yıllık mücadelesinin nasıl sona erdiğini bir solukta okuyacağınız, okuduktan sonra yakın tarihe bakışınızı değiştirecek o roman.
1909 İstanbul DüştüBurak Turna · Destek Yayınları · 2024166 okunma