Yakup alageyik

Yakup alageyik
@yakupalla
Bazen gel hatrımı sor... Ali Şeriati/ Yalnızlık Sözleri
Puan vermedi·318 syf.··
2020 25. kitabı
Semerkant Amin Maalouf Titanicte Rubaiyat! Doğunun çiçeği Batının Çiçekliğinde! Ey Hayyam! Yaşadığımız şu güzel anı görebilseydim!Amin Maalouf, Afrikalı Leodan (YKY, 1993) sonra bu kez Doğuya, İrana bakıyor. Ömer Hayyamın Rubaiyatının çevresinde dönen içiçe iki öykü... 1072 yılında, Hayyamın Semerkantında başlayan ve 1912de Atlantikte bit(mey)en bir serüven... Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurken onun ve İranın tarihinin de okunuşunun öyküsü/tarihi... TADIMLIKBazen Semerkantta, ağır ve kasvetli bir günün bitiminde, kentin işsiz güçsüz takımı, baharat çarşısının yanı başındaki iki meyhane çıkmazında, Sogd ülkesinin kokulu şarabını içmek için değil, ama gelen gideni gözetlemek ya da çakırkeyif bir kaç akşamcıya saldırmak için dolanıp durur. Ele geçirilen kişi yere serilir, hakaret edilir, baştan çıkartan şarabın kızıllığını ona yüz yıllar boyu hatırlatacak olan bir cehennem ateşine sokulur.İşte Rubaiyat, 1072 yazında, böyle bir olay üzerine yazılmaya başlandı. Ömer Hayyam yirmi dört yaşındaydı ve bir süredir Semerkantta bulunuyordu. O akşam, meyhaneye mi gitmişti yoksa dolaşıp dururken rastlantılar mı onu oraya sürüklemişti? Bilinmeyen bir kenti arşınlamanın taze keyfi, biten günün binlerce biçim alışına açık gözlerle bakış... Gelincik Tarlası Sokağında bir küçük oğlan, aşırdığı elmayı göğsünde tutarak tabanları yağlıyor; çuhacılar çarşısında bir dükkânın içinde, bir kandilin kör ışığında tavla partisi sürüyor, iki zar atışından sonra bir küfür ve tıkırtılı bir gülüş duyuluyordu. İplikçiler geçidinde ise, katırcının biri çeşmenin önünde durup yüzünü yıkıyor, sonra da uyuya kalan çocuğunu öpercesine, dudaklarını uzatıp musluğa eğiliyor, susuzluğunu giderdikten sonra ıslak avuçlarını yüzünde gezdirip şükrediyor, içi boş bir karpuzu yerden alarak
Edebiyat
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi
Dostoyevski bir toplantıda yüksek sesle okuduğu bir şiir nedeniyle Çar tarafından Sibirya’da hapse mahkum edilir. Hapis cezasını bitirdikten sonra anılarını kaleme aldığı “Ölüler Evinden Anılar” adlı kitabı yazar. Kitapta, hapishanedeki hayatından önce insanları tanıdığını sandığını ama yanıldığını burada anladığını belirtir. Yazar, “kara halk” olarak tanımladığı bu kitleyle karşılaştıktan sonra insanları çözümlemeye ve kendi iç dünyasının derinliklerine inmeye başlar. Dostoyevski hapishanedeki bir köpeğin yanından geçen her mahkum tarafından tekmelendiğini gözlemler. Köpek mahkumlardan kaçmadığı gibi yanına bir mahkum yaklaştığında eğilerek tekmelenme pozisyonu almaktadır. Dostoyevski bir gün köpeğin yanına yaklaşıp başını okşar. Köpek şaşkın şaşkın ona bakarak hızla yanından uzaklaşır ve acı acı havlamaya başlar. O günden sonra köpek Dostoyevski’yi her gördüğünde ondan kaçar. Ruhu köleleştirilmiş bu köpek bir sevgi açıdır. Bu durum insanlar için de geçerlidir. Hayatları boyunca haksızlığa ve kötü davranışlara uğramış sevgi açları iyi bir davranışla karşılaştıklarında nasıl davranacaklarını bilemezler. Bazen kötü davrandığınız insanlar size tapar, bazense iyi davrandıklarınız sizden nefret eder. Böyle insanların gözünde onları aşağılamanız onlar için bir beklentidir. Sizi gözlerinde yüceltirler. Eşit ve iyi davrandığınızda ise onların gözündeki değeriniz birdenbire düşer..
Edebiyat
Ölü Evinden AnılarFyodor Dostoyevski · Olympia Yayınları · 202018,6bin okunma
Puan vermedi·591 syf.··
2020 58. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2020 20:59
"Üç bin yılın hesabını göremeyen karanlıkta yolunu bulamaz, günü gününe yaşar ancak." -Goethe- ... Jostein Gaarder çok iyi bir felsefe öğretmeni olmalı... Düşünce tarihine ilgi duyan, tam da Sofie ile aynı yaşlarda olan oğlum için aldığım "Sofie'nin Dünyası"na bir göz atayım dedim, elimden bırakamadım, inanın... Kelimenin tam anlamıyla, bir felsefe tarihi gerçekten de. Ama öyle renksiz, kokusuz, kuru ve sıkıcı filan değil. Aksine tahmin edemeyeceğiniz kadar sürükleyici ve bir o kadar da öğretici. Kurgu sizi içine çekiyor adeta... Kitabı yaşamaya başlıyorsunuz. Kuşkularınızı, merakınızı, bilmeye olan açlığınızı kamçılamakla kalmıyor, kendi iç yolculuğunuza da çağırıyor sizi. Son sayfayı çevirdiğinizde de bitmiyor üstelik. Yeni bir yolculuğa çıkmaya hazır hissettiriyor sizi... Artık kaldığı yerden kendi hikâyenizi yazmaya, kendi dünyanızı sorgulamaya başlayabilirsiniz... Keyifli okumalar...
1000Kitap
Sofie'nin DünyasıJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 202043,7bin okunma