MaNgA-Dünyanın Sonuna Doğmuşum
İyi bilirdik derler elbet ardımdan Bundan büyük bi' yalan yok
Çok aşığın var diyorlar..
youtu.be/eB_5g33KCEE?si=... Çok aşığın var diyorlar yalan de, yeter bana bir sevda sözü fısılda hazırım inanmaya gönül hırsızı diyorlar inkar et, yeter bana gözlerindeki cevaba korkuyorum bakmaya geceler uzun ve yalniz yoksun sabaha kadar düşümde bile gunahkarsin bunu kim hayra yorar ardımdan deli diyorlar belki de yalan degil yanımda bile uzaksin nasıl dayansin gönül çok ahlar aldı diyorlar inkar et, yeter bana gözlerindeki cevaba korkuyorum bakmaya...
Müzik
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Eski hesabımı çok özlüyorum. Çok garip ama böyle. Keşke silmeseydim diyorum bazen. Hayatımda birçok şeyin durmadan ama durmadan yandığı o ismi lazım değil yılla birlikte o da gitti. Konuştuğum kimse de yoktu öyle ama kendi kendime seslenişim vardı hep. Sen varsın diye sildim ama en çok. Madem gidiyordum tam olmalıydı. Beni görmeni istemedim. Seni görmek istemedim. Uzunca bir süre uzaktan baktım yalan yok. Göz alışkanlığı. Artık bakmıyorum. Şimdi yazarken fark ediyorum ciddi ciddi bakmıyorum. Ben artık geçmişe dair salt kendimi merak ediyorum. Kendimi araştırıp gerekirse yontuyorum.Aylin Balboa’nın Osman’ı ile bitirecek güçte değil yazdıklarım biliyorum. Ama hislerim öyle, artık hislerimin ebedî kale muhafızıyım Osman.
Yalanın gücü, doğrunun güçsüzlüğünden değildir. Yalan teşkilat kurmuş, doğru ise yalnızdır. Yaşar Kemal
Hatalar yalan duygularla başlıyor …
Asaf Hâlet Çelebi 'den Düdüklü Tencere eleştirisi Böyle bir kitaptan bahsetmek benim için zül, muharriri için de bir şereftir. Bunu bilmekle beraber ben her iki şıkkı da göze alarak yazıyorum. Çünkü, bu kitap yalnız firenklerin tabiriyle “ordurier” (süprüntülük) nevinden ibaret olmakla kalsaydı, hakikaten kale almaya değmezdi. Maalesef mesele bu kadar basit değildir. Geçenlerde, bir mecmuada çıkan “Pislik Edebiyatı” adlı bir yazımda da belirttiğim gibi, bu kitabcık âdeta, sistematik olarak cehalet, kabalık, pislik, tenbellik, vurdumduymazlık ve serserilik propagandasını yapan, antisosyal bir meyilden ve komplekslerle dolu, mâlûl bir ruh hâletinden doğmuştur. Âdi, işsiz, inatçı ve kaba görünmeyi bir marifet sanan ve yeni teşekkül etmekte olan bir züppeliğin şimdilik mukaddes kitabı mahiyetindedir. Bunun için de, zararlı kelimesinin ifade edemiyeceği kadar korkunç bir mâhiyet taşımaktadır. Evet, ben bu zümrenin ve bu zihniyetin yeni farkına vardım. Önceleri birkaç dostumdan işittiğim menkıbelerine adeta inanmak istememiştim. Fakat sonra kendilerini ve hattâ mekânlarını gördükten, kendi ağızlarından mahiyetlerini öğrendikten sonra ürperdim. Hele Nurullah Ata beyin her mecliste bu şiirleri bol bol inşat ettiğini de duyduktan sonra şerlerinden Allah’a sığındım. Vaziyet kısaca şundan ibaret: Bu “efendi”lerin çoğu kulaktan dolma bir şeyler işitmişler. Fransa’da daha doğrusu Paris’te hakikîexistencialistedeğil de, bu maske ile geçinen garip kıyafetli, birkaç züppeyi çığırtkan olarak tutan, bazı bodrum kahvelerinde şaşkın birkaç Amerika seyyahını celbetmek için, içeriye oturmuşlar, bunlar her türlü kabalığı ve garabeti mübah olarak görüyorlarmış. Tabiî bu kahve çığırtganlarının asılexistencialismemeslekinden ve felsefesinden haberleri yok. Onlar, süs için yer dolduran sahtekârlardan